YURT İÇİ SEYAHAT

CUNDA’DA 3 GÜZEL GECE!

Herkese tekrar merhabalar… Yıllarca İstanbul’da yaşayan insanların buldukları her fırsatta denize kaçmaya çalışmasını anlayamamıştım. Çünkü İzmir’in her köşesinden en fazla yarım saatte kumsala ulaşabiliyorduk ve açıkçası değerini de pek bilmiyorduk. Bir şey elinin altındayken kıymetli olmaz ya, bizimkisi de o hesaptı. Bu ay 4 günlük bir boşluk yakaladığımızda bir de baktım denize nereye gidebiliriz diye planlar yapmaya başlamışız. Her zaman merak ettiğimiz Cunda’ya gitmeye karar verdik.

Cunda Adası, İzmir’den yaklaşık 2 saat uzaklıktaydı ve biz günübirlik gezmeye bir çok kez gitmiştik ama hiç kalmalı bir tatil planlamamıştık. Sonunda Cunda’nın tadını çıkarabilecektik. 🙂

1.GÜN:

Sabah saat 11.00 civarı arabayla yola çıktık. Yolculuk yaklaşık 6 saat kadar sürdü. Navigasyonla otelimizi bulmaya çalışırken karşımıza çıkan sokaklar çok dar ve taştandı. Şoförlük becerilerini sınamak için birebir. 🙂

 

Cunda, Temmuz 2018

Cunda’da ağırlıklı olarak butik oteller var ve çok da güzel hizmet veriyorlar. Biz tercihimizi kuzenimin önerisiyle (kendisi turizmci) Fikret Bey Konağı’ndan yana kullandık. “İyi ki” dediğimiz bir tatil oldu.Yaklaşık 7 saat süren yolculuğumuzun sonunda otele ulaştık. Konumu harikaydı. Bütün Cunda’yı yürüyerek gezebildik. Restoranların tadını doyasıya çıkarıp tekrar yürüyerek odamıza dönebildik.

Otele ulaşımdaki bu gördüğünüz yol biraz sıkıntılı dediğim gibi ama navigasyon yanlış yönlendirdiği için o yola çıkıyorsunuz. Biz ertesi gün arka tarafta geniş ve asfalt bir cadde keşfettik ve hep o yolu kullandık. Ayrıca park yeri için de otelin arka sokağındaki geniş yolu kullanabiliyorsunuz.

Odamız 1 numaralı odaydı. Temizlik mükemmeldi. Dekorasyonunu da çok sevdim. Bir konağa yakışacak şekilde dekore edilmişti.

Otele güzelce yerleştikten sonra akşam yemeği yiyeceğimiz Ayna Restoran’a doğru yürüdük. Cunda çok küçük ve güzel bir yermiş. Hele sokakları Bozcaada ile yarışır cinsten. Hatta galiba ben Cunda’yı biraz daha çok sevdim.

Cunda,Temmuz 2018

Cunda’nın güzel sokaklarından yürüyerek (Aman sakın topuklu giyen tatilcilerden olmayın vallahide ayaklarınızı kırarsınız. 🙂 ) Ayna Restoran’a ulaştık.

Ayna Restoran, Cunda, Temmuz 2018

Sloganı “Yeme, İçme, Oturma Yeri” olan restoran çok kaliteli bir hizmet sunuyor. Öğlenden telefonla 19.30 için rezervasyon yaptırmıştık. İlk gittiğimizde fazla kalabalık değildi ama saatler 21’e yaklaştıkça mekanda oturacak masa kalmamıştı.

O gece bizimle Güneş Bey ilgilendi. Kendisinin yönlendirmeleriyle harika yemekler yedik.  Restoranın klasikleşmiş yemekleri var. Bir de menüde yer almayan günün yemekleri var. Bütün yemekler yörenin doğal ürünleriyle hazırlanıyor. Yemeklerde Ayvalık’a has doğal  zeytinyağları baş rolde.

Ayna Restoran,Cunda,Temmuz 2018

Biz Güneş Bey’in tavsiyelerini dinledik. Başlangıç olarak limonda pişmiş soğuk balık, zeytinyağlı tabağı tercih ettik. Ana yemek olarak en popüler olan şımarık pilavı denedik. Yemeğin yanında tercih ettiğimiz şarapsa Maadra Flora 2016 Kalecik Karası Syrah oldu.

İkram olarak küçük tatlı kaselerde mercimek çorbası getirdiler. Ayrıca harika bir zeytinyağını harika baharatlarla karıştırdıkları bir ikramlık daha vardı. (Kendisi adama 1 ekmek yedirir. 🙂 )

  • Mercimek çorbası, içtiğim en lezzetli mercimek çorbalarındandı. Kıvamı yoğun ama dokusu da bir o kadar pürüzsüzdü.
  • Zeytinyağının, artık hemen hemen her restoran ve kafede önden getirilen zeytinyağına alıştık. Ama burada fark yaratan kısım seçilen baharatlardı. Çörek otu, rezene ve kişniş o kadar çok yakışmış ki anlatamam. Özellikle rezene ayrı bir hava katmıştı.

Bu giriş kısmı bittiğinde limonda pişmiş soğuk balık ve zeytinyağlı tabağımız geldi. Yanında da bayıldığım rose şarabımız.

  • Limonda pişmiş soğuk balık, çok keskin bir limon aromasına sahip. Tahminimce lime kullanmışlardı. Üzerinde hafif havuç rendesi, güzel bir zeytinyağı ve kapari… Daha ne olsun ki! Bence mutlaka denenmesi gereken bir lezzet.
  • Zeytinyağlı tabağı da restoranın öne çıkan lezzetlerindenmiş. Şakşuka, fava, yaprak sarma, kabak çiçeği dolması, yoğurtlu kereviz  ve susam otu kavurması vardı. Hepsi çok güzeldi ama o susam otu için ölebilirim. Çok aromatik, çok hoş bir otmuş. Kendisiyle ilk defa tanışsam da beni kendine anında bağladı. Bu arada restoranda zeytinyağı kullanıldığını söylemiştim. Kızartmalar için de aynısı geçerli.
  • İçtiğimiz şarap ise Balıkesir üretimi bir şaraptı. İlk defa denememize rağmen çok beğendik. Şarap için mekanın yönlendirmesine izin verin, pişman olmayacaksınız.

Gelelim en güzel kısma. Şımarık pilav!

Ayna Restoran,Cunda,Temmuz 2018
  • Şımarık pilav, bol deniz mahsullü, risotto tadında , harika bir lezzetti. Yemelere doyamadık. Bu yemekten sonra, “Çok tokuz ama daha ne istesek acaba? Keşke menüdeki her şeyi deneyebilsek!” dedik. Ama sağ olsun Güneş Bey bizi engelledi. 🙂 Onun yerine tatlı tercih ettik. Aklımızda kalan lezzet asma yaprağında sardalya oldu.

Kapanışı çok hafif bir tatlıyla yaptık. Şarapta armut yeme fırsatını bulduk. Hem de dondurmayla servis ediyorlar! Aslında mekanın en öne çıkan tatlısı lavantalı cheese cakemiş. Ama biz o kadar çok doymuştuk ki, biraz ağır gelebileceğini düşündük.

Ayna Restoran,Cunda,Temmuz 2018

 

Şarapta armut,  dondurma ile servis edilen, çok az şekerli, hafif mi hafif bir tatlı. Yanına dondurma da öyle bir yakışmış ki sormayın. Sunumunu da lezzetini de çok beğendim.

Ayna, ince ince düşünülmüş detaylarla oluşturulmuş çok nezih bir yerdi. İç dekorasyonu da beni benden aldı.

Ayna Restoran, Cunda, Temmuz 2018

 

Çok keyifli geçen bir gece geçirdik. Hesap ise kaliteli yemek standartlarındaydı. 2 kişi için 261 TL ödedik.

 

Ayna Restoran, Cunda, Temmuz 2018

Ayna’dan kalktığımızda, Uzun uzun Cunda sahillinde yürüdük. Denizi karşınıza aldığınızda solda kalan sahil kısmının en sonlarına doğru gittiğimizde karşımıza minik bir plaj çıktı. Karanlık plaja atılan masa sandalyelerde mum ışığında 90’lar Türkçe pop dinleyerek gecenin tadını çıkardık. Quaff Bar, sahilde güzel bir ateş yakmıştı. Müzikler bir harikaydı. Yaş ortalaması 25-35 arası olunca keyifli bir ortam oluşmuş. Şarkılar ergen gruba pek hitap etmediğinden kendileri teşrif etmemişler.  🙂  (Öğrencilerim alınmasın ama o yüzden pek bi keyifliydi 🙂 )

Quaff, Cunda, Temmuz 2018

4 bira, 1 soda ve çerez için 100 lira ödedik. Saat 2’ye doğru Quaff’tan kalktık. Sonrasında Cunda Adab Çorbacısı’na gittik. Bir tane beyin, kelle, paça karışık çorba 2 de su içtik. Çorbayı Gürhan içti ama çok çok beğendiğini söyledi. Sadece biraz soğuk gelmişti. Lezzeti ve kıvamı çok yerindeymiş.

Adab Çorbacısı, Cunda, Temmuz 2018
Adab Çorbacısı, Cunda, Temmuz 2018

Çorbadan sonra doğru otele geçtik. Cunda sokakları gece de bir harika!

Cunda,Temmuz 2018

2.GÜN:

Cunda’da ne yenir ne içilir diye bol bol araştırmıştım. (Bildiğiniz üzere az obur değilim. 🙂 ) En çok tavsiye edilen kahvaltı yeriyse sahildeki Cook Point’ti. Kahvaltı için neden bu kadar ön plana çıkıyor diye soracak olursanız, en önce gözü doyurması diyebilirim. Kahvaltı seçenekleri oldukça zengindi. Mekan, bir çok damak tadına ve bütçeye göre kahvaltı seçeneği sunmuş.  Menü oldukça zengin. Yemek menüsü de iddialıydı ama biz en meşhur olan Cunda serpme kahvaltısını denemek istedik. 

Kahvaltıda neler var diye sorsanız yazmakla bitiremeyeceğimden fotoğrafını paylaşayım dedim. 🙂

Cook Point, Cunda, Temmuz 2018

Bu gördüğünüz kahvaltı 5 kişilik falan değil, 2 kişilik. 🙂 Ekstra hiç bir şey söylemedik. Hepsi kahvaltının içerisinde. En çok beğendiğim ne diye soracak olursanız, fotoğrafın en alt kısmında solda yer alan köz kırmızı biber, yine onun 2. sağında yer alan yoğurtlu ot kavurma çok güzeldi. Reçel çeşitlerinin hepsi ayrı ayrı çok harikaydı. Yumurtalı ekmek ve pişiler yumuşacıktı. Masadaki her şey özenli ve tazecik hazırlanmıştı. En ilginç ve lezzetli olan şey ise evde de yapabileceğimiz sigara böreği gibi gözüken tatlı çıtır börekti. Bildiğimiz yufkayı içerisine hiç bir şey koymadan sigara böreği gibi sarmışlar. Üzerine de çok hafif miktarda şerbet (ya da belki de baldı) dökmüşler. Bol da tarçın ekleyince çok lezzetli çıtır mı çıtır bir tatlı olmuş. Tadı aynı lokmayı andırıyordu. Bu kahvaltı menüsünde sınırsız çay ve birer adet portakal suyu da bulunuyor. Hunharca doyup, yarım gün boyunca keyifle yiyebileceğiniz bir kahvaltı olduğunu söyleyebilirim. En az 2 kişi için hazırlanabilen kahvaltının fiyatı ise kişi başı 48 TL’ydi.

Biz pazartesi sabahı erken saatte gittiğimiz için şansımıza biraz sakin olan mekan, saat ilerledikçe kalabalık olmaya başladı. Dekorasyonuna tek kelimeyle bayıldım. Cidden zevkli ve detaylı döşenmiş. Mekanın resmen ruhu var. Çok çok gidilesi bir yer olduğunu söyleyeyim ve mutlaka listenize ekleyin derim.

Kahvaltıdan sonra deniz keyfi için Sarımsaklı Plajını tercih ettik. Ayvalık’ta yazlığı olan arkadaşlarım en çok Sarımsaklı ve Badavut Plajlarını önermişti. Biz bir gün tekne turuna çıkmak istediğimizden sadece bir tanesini seçebildik. Badavut Plajı hakkımızı bir dahaki sefere kullanacağız. 🙂

Sarımsaklı Plajı, Ayvalık, Temmuz 2018

İlk gittiğimizde plaj oldukça sakindi. Sıra sıra dizilmiş çok çeşitli mekanlar şezlong ve şemsiye hizmeti veriyor. Biz Maça Kızı’nı tercih ettik. 2 şezlong, bir şemsiye için 25 TL ödedik. Otopark ücreti 7 TL kadardı ancak sanırım hafta içi olduğundan görevli yoktu ve ödemedik. Şezlongların arka tarafında içecek ve atıştırmalık yiyecek satan bir kafe vardı. Plajın her köşesinde kaynamış mısır da satılıyordu. Kaynamış mısırların fiyatı yaklaşık 4 TL kadardı.

Aklım fikrim hep yemeklerde olduğundan plajı bile anlatırken yiyeceklere öncelik vermişim. 🙂 Upuzun bir kumsal bu Sarımsaklı Plajı. Bir çok paralı alan olmasına rağmen etraftaki evlerden kendi şemsiyeleri ve hasırlarıyla gelen pek çok yazlıkçı insan da vardı. Aynı zamanda halk plajı da diyebiliriz. Deniz çok sıcak olmasa da, bir Bozcaada kadar buz değildi.  Sahile yakın kısımlar epey sığ. Çocuklar için ideal bir kumsal. Ara ara deniz kestanesi varmış. Ben görmedim ama insanlar kendi aralarında konuşuyordu. O yüzden ben deniz ayakkabısıyla girdim. (Phuket‘ten aldığım en güzel şeydi. ) Su oldukça berraktı ama yine de yer yer yosun vardı. Biz akşamüstüne kadar vaktimizi deniz kum güneş tadında geçirdik.

Sarımsaklı Plajı, Temmuz 2018

Sarımsaklı Plajının hemen karşısında meşhur dondurmacı Leda var. Biz kavun, karadut ve sakızını denedik. En popüler olan dondurmalar bunlarmış. 3 top dondurma 6 TL.

Memleketi Ayvalık olan bir arkadaşımın önerisi ise Çamlık Dondurmacısı’nın karadut ve kakaolusuydu. Deneme fırsatım olmadı. O da bir sonraki sefere kaldı.

Dondurma keyfinden sonra Ayvalık merkeze indik. Sahilde sıra sıra dizilmiş pek çok tur teknesi vardı. Kimi çok büyükken (yaklaşık 200-300 kişilik) kimiyse 50 kişilikti. Biz Bambi Tur’u tercih ettik. Yaklaşık 50 kişilik olan tekneye 30 kişi kadar yolcu alacaklarını,tam bir aile ortamı olacağını söylediler. Ödemeyi tur günü yapıyormuşuz. Tekne 11.00 civarı kalkıyor ama siz gölgelik alan istiyorsanız erken gelin dediler.

Ayvalık, Temmuz 2018

Tekne turunu da ayarladıktan sonra sahilde yürüyüş yaptık. Barbaros Cafe’nin önünden geçerken Gürhan’ın teklifine kayıtsız kalamadım. (Yoksa ben hiç istemiyordum. 🙂 ) Ayvalık tostunun gerçekte nasıl olması gerektiğini gördük. Bizi ekmek arası sucuk ve kaşarı bastırarak kandırıyorlarmış. Gerçek tost ise bol malzemeli, lezzetli mi lezzetliymiş.

Barbaros Cafe, Ayvalık, Temmuz 2018

Tostlarımızı denize sıfır bir kafede, harika bir manzarayla yedik. 2 tost, 2 ayrana 23 TL ödedik. Manzaramız aşağıda. 🙂

Barbaros Cafe, Ayvalık, Temmuz 2018

Tabii ki de balıkları besledim. 🙂 Tostun dışı onların içi benimdi çünkü. 🙂

Akşam yemeği için denize sıfır bir yer sunan (Cunda için bir tek bu restoranın olduğu yerde bu imkanı bulduk. Belki başka restoranlar da vardır ben bilmiyorumdur.) Teo’s Restoran’ı tercih ettik. Teo’s Restoran’a sabah kahvaltısından sonra uğrayıp yer ayırtmak için bir yetkiliyle görüştük. Bizimle görüşen görevli çok ilgili bir beydi. Restoranın denizin üzerinde güzel bir iskelesi var. Bir gece önce Quaff’a yürürken görmüştük. İskeleye özendiğimiz için bu restoranı tercih ettik. Görevli bey “Rezervasyonlarla ilgilenen arkadaşımı telefonla arayıp sorayım.” dedi. Masadan orta yaşın üstünde kilolu bir bayan oturduğu yerden bağırarak azarlamaya başladı. “Arama sakın, sen buranın sistemini öğrenemedin mi? Whats apptan yazcaksın. Oraya not al. İskele olmayabilir. Söz verme hiç bir şeye. ” şeklinde konuştu. Sonra bize dönüp “İskelede oturacağınıza aşağıdaki kısımda otursanıza, anlamıyorum insanların iskele merakını” diye fırça atıp gitti. Bizimle ilgilenen arkadaş ne diyeceğini bilemedi. Çok üzüldü. Not aldı. Oradan çıkınca gelmeyelim buraya bu nasıl bir tutum dedik. Ama evlilik yıl dönümümüzdü. O yüzden deniz kenarı bir yerde sakin bir yemek yemek istedik. O yüzden de başka seçeneğimiz olamadı. Akşam gittiğimizdeyse, mekan çok dolu olmamasına rağmen bizi iskelenin en sonuna atmışlar. Oysa ki biz en baş kısmını istemiştik.

Teo’s Restoran,Cunda, Temmuz 2018

Bütün iskele dolu dediler ama bütün gece dolmadı. Biz de iskeledeki yerimizi beğenmediğimizden sabahki bayanın söylediğine gelmiş gibi olduk ve deniz kenarına oturduk. Önce içeriye mezeleri seçmeye gittik. Meze dolabı oldukça fazla çeşide sahipti.

Teo’s Restoran,Cunda, Temmuz 2018

Sevdiğim kısım ise, yiyeceklerinizi söyledikçe ekrana ekliyorlar ve siz ne kadar ödeyeceğinizi görüyorsunuz. Pahalı bir şey olursa çıkarabilirsiniz. Biz meze olarak kefalaki peyniri (fırınlanmış tarçınlı peynir), Atatürk mezesi (meşhurlarındanmış) ,yoğurtlu patlıcan, tek ızgara enginar, karidesli enginar kalbi, balık simidi (adada en meşhur mezelerden), tek bir paçanga böreği, kaşarlı kum midyesi seçtik. Yanına da mevsim salata söyledik. Bir de 35 lik rakı sipariş ettik. Özellikle sadece soğukların gelmesini, sıcakların biz istedikçe gelmesini rica ettik. Maalesef öyle olmadı.

Bizimle ilgilenen garson beye de sıcakların bekletilmesini söyledik. “Tabii ki…” cevabını aldık.

Siparişi verdikten 15 dakika sonra soğuklarla birlikte sıcaklarımızın da yarısı geldi. Hemen garsonumuzu çağırıp diğer sıcakların bekletilmesini istedik. “Tamamdır.” dedi ve 2 dakika geçmeden diğer sıcak masadaydı. Garsonumuzu bir daha çağırıp sıcakları bekletmediğini söylediğimizde ise cevabı çok ilginçti. Müşterilerin hep bu şekilde taleplerde bulunduğunu, onlara özel bir mutfak zannettiklerini, mutfağa kaç tane kalamar siparişi geldiyse hepsini aynı anda çıkaracağını, başka türlü olamayacağını, tek tek ayrı ayrı pişiremeyeceğini, o mutfağın kaç kişiye hizmet ettiğini, herkesin isteğine göre hareket edemeyeceklerini bize sohbet edasıyla söyledi. Biz de İzmirli olduğumuzu, her köşesinde balık restoranına gittiğimizi, böyle bir hizmetle asla karşılaşmadığımızı, biz söylemeden hiç bir sıcağın gelmediğini söyledik. Garsonumuz cevaptan hoşlanmadı sanırım, bir daha bizim masaya uğramadı, başka birini gönderdi. İyi ki de öyle olmuş. Yemeğin ilk yarım saati bu muhabbetlerle geçti ama sonrası yeni arkadaşımız sayesinde güzeldi. Çok genç, üniversitede okurken çalışan, İzmir’de oturan, hoş sohbet arkadaşımız ve kendini bize sevdirmeye çalışan minişlerle gecemiz keyiflendi.

Şimdi bunların hiç biri olmamış gibi baştan başlayayım. 🙂

 

Sırayla mezeleri anlatayım. Lezzetlerinden, neyi sevip neyi sevmediğimden bahsedeyim. 🙂

  • Kefalaki peyniri, fırında eritilmiş özel bir peynir. Taze kaşar peyniri gibi uzayan cinsten. Çubuk tarçınla servis ediliyor. Müptelası olmadım ama bir kez denenebilir.
  • Izgara enginar kalbi, enginar seviyorsanız mutlaka yemelisiniz. Izgara tadı çok yakışmış. Hafif balzamik sirkeyle servis edilmiş. Çok lezzetliydi.
  • Atatürk mezesi, internet ortamında restoranın en öne çıkan lezzetlerinden biri olduğu yazıyordu. Merakımızdan denemek istedik. Kuru bakladan yapılıyor. Favadan daha kuru. Ben favayı çok severim ama bana biraz kuru geldiğinden çok sevemedim. Zeytinyağı falan ekledim ama yine de çok hoşlanmadım. Tabii ki damak tadı. İsmi neden Atatürk mezesi derseniz çalışanlar da bilmiyor. 🙂 Favanın bol otlusu diye düşünebilirsiniz.
  • Yoğurtlu patlıcan, en sevdiğimiz rakı mezesi olan yoğurtlu patlıcanın da hakkını vermişlerdi. Gerçekten çok güzeldi. İstanbul’da şimdiye kadar gittiğimiz restoranlarda hiç yoğurtlu patlıcan bulamadık. Bildiğiniz yerler varsa tavsiyeleri beklerim. 🙂
  • Mevsim salata, mevsimin yaz olmasından mütevellit, içerisinde bol domates olan bir mevsim salatasını tercih edebilirdim ama bu biraz daha yeşil salataya havuç ekleyelim cinsindendi ama çok da fark etmez.

Daha bu mezeleri tadamadan (soğuklardan çatal bile alamadık sıcaklar soğumasın diye) aramıza yeni sıcaklar katıldı.

  • Balık simidi, Cunda’nın en popüler mezelerinden biri olan balık simidi, balığın bol susama bulanıp kızartılmasıyla hazırlanıyor. Bana çok hitap etmedi çünkü susam tadı içerisindeki balığı bastırmış. O yüzden ben bir yemek kaşığı susam yiyormuş gibi hissettim. Ama diğer restoranlar için yapılan yorumlarda mutlaka yemelisiniz demişler. Bilemiyorum belki diğer yerlerde daha lezzetlidir. Bir sonraki seferde denenecekler listesinde.

Balık simidinden sonra garsonu o kadar çok tembihledik ki bir 5 dakika beklediler. Ama 5 dakika sonunda kalan 3 sıcağı da getirip gecemizi soğuk meze yedirmeden sonlandırdılar sağ olsunlar. Komple tersten gittik anlayacağınız. En son soğuk meze yedik.

Teo’s Restoran, Cunda, Temmuz 2018
  • Kaşarlı kum midyesi, yıllar önce annemlerle gittiğim Cunda gezisinde bir restoranda yemiştim. Gürhan’a o zamandan beri anlata anlata bitiremediğim bir lezzetti ama bu sefer pek sevmedim. Benim önceden yediğimde kaşarlar uzayan kıvamdaydı ama bunu sanırım fırında çok tutmuşlar. O yüzden baya kıtır kıvamda yedik.

 

  • Paçanga böreğini Gürhan istedi. Ben tatmadım ama o çok beğendi. Yediğim en iyilerinden dedi.
  • Karidesli enginar kalbi, belki de bugüne kadar yediğim en lezzetli şeylerdendi. Sosuna BA-YIL-DIM! Ama yine de eleştirmeden duramayacağım çünkü irice olan karideslerin iç pisliklerini temizlemeden pişirdikleri için biz temizlemek zorunda kaldık. Bence ciddi bir eksiydi.
Teo’s Restoran, Cunda, Temmuz 2018

Manzaranın güzelliği, bizim neredeyse tek başımıza oturuşumuz, masamıza gelip kucağımıza başını koyup sevdirmeye çalışan tosbikler,  evlilik yıl dönümümüzü güzel bir şekilde geçirmemize sebep oldu. Bir daha gideceğim bir yer değil ama manzarası için değer mi bilemedim. Diğer balık restoranlarının deniz kenarından kaldırılıp iç kısma taşınmasının kaymağını yedikleri çok belli. Neyse yine de her şeye rağmen güzel bir geceydi.

Teo’s Restoran, Cunda, Temmuz 2018

Meyve ve çay ikramıyla geceyi sonlandırdık ve hesap olarak 280 TL ödedik. Tekrar söylemek istiyorum ki iyi ki garsonumuz değişmiş. Sonradan gelen arkadaş gerçekten işini severek yapıyordu.

Teo’s Restoran’dan sonra sahilde yürüyüş yaptık. Karşımıza lokmacı çıkınca kendimizi durduramadık. 🙂 Ama bu sefer kısmen frenleyip yarım porsiyon lokma aldık. 🙂

Cunda Lokması, Cunda, Temmuz 2018

Fotoğrafı yüklerken bile bir yutkundum. Yediğim en iyi lokmaydı. Zeytinyağında kızartıyorlarmış . Bu sebepten çok çıtırmış. Porsiyonlar büyük, lezzeti bir lokmaya göre çok hafif, o yüzden uyarmalıyım ki tabak tabak yiyebilirsiniz.

Tabelada isim göremedim ama “Meşhur Cunda lokması burada yenir.” yazıyordu. Yarım porsiyon 5 TLydi. Aşağıdaki fotoğrafta gördüğünüz yarım porsiyon.

Cunda Lokması, Cunda, Temmuz 2018

Lokmamızı da yedikten sonra karşımıza bir tak çıktı.

Cunda, Temmuz 2018

Türklerin adaya ilk ayak bastığı yeri simgeleyen takın arkasındaki çeşmeye giden yolu da güzel kaldırım taşlarıyla aydınlatmışlar.

Sahil kısmında, iskelenin (tur teknelerinin de uğradığı iskele) karşı tarafındaki ara sokaklarda gece pazarı sevenler için çok güzel tezgahlar açılıyor. Ben fotoğraflayamadım ama seramikten ve deniz kabuklarından yapılma harika ev eşyaları ve takılar vardı. Hatta magnetimi de, deniz kabukları ve mini mercan barındıran yuvarlak bir cam şeklinde aldım.

Otelimizin sokağı ise sanırım Cunda’nın en güzel sokağı. Meşhur Taş Kahve’nin arka tarafında yer alan sokaktan bahsediyorum. Fotoğraf çekmeyi seviyorsanız bayılacaksınız.

Cunda, Temmuz 2018

Rengarenk lambalarla ve güzelim çiçekleriyle sokak beni benden aldı. Köşesinde meşhur sakızlı kurabiyeleriyle hayatımıza lezzet katan Karadeniz Pastanesi var. Cunda bağımlısı olan bir arkadaşımın tavsiyesiyle geceyi burada sonlandırdık. Kurabiye dediğime bakmayın. İçerisi tatlı severler için tam bir cennetti. Özellikle çilekli pastalarda aklım kalsa da gece yarısında o kadar günaha girmeyeyim dedim. 🙂

Karadeniz Pastanesi, Cunda, Temmuz 2018
Karadeniz Pastanesi, Cunda, Temmuz 2018

Yukarıda gördüğünüz güzelliklerden soldaki fındıklı olan sakızlı kurabiye. Sakızlı kurabiyelerin sadesi, fındıklısı gibi çeşitleri mevcut. Fındıklısı efsaneydi. Yanındaki tarçınlı çikolatalı olanı da harikaydı. Yanına da birer sade kahve. Değmeyin keyfimize. Hesap ise 20 TL geldi.

3.GÜN:

3 gecelik Cunda tatilimizin dolu dolu geçecek son gününe bir gün önceden tekne turu ayarladık. Kahvaltımızı otelde yaptık. Otelin kahvaltısı çok yeterli ve lezzetliydi.

Menemeni yemeden çekseymişim iyiymiş. 🙂 Ama belli ki dayanamamışız. Pişiye bayılan bir tek ben miyim acaba? İstisnasız her kahvaltıda yiyebilirim sanırım. Küçükken babanemin evinde çok yediğimizden belki de yeri bu kadar özel. En güzeli de ekmek fırınlarından alınan hamurla yapılanlar. İşte buradakiler öyleydi. Kahvaltıda sıcak olarak ne istersiniz diye sorup sizin isteğinize göre hazırlıyorlar. İsteyenler pişi,isteyenler omlet, yumurta çeşitleri seçebiliyor. Biz menemen ve pişi tercih ettik. Menemen bana göre biraz kuru olsa da diğer her şey çok lezzetliydi. Reçeller zaten ev yapımıymış. Diğer tüm kahvaltılıklar da yöredenmiş.

Otelin en sevdiğim yanı, hayvansever olmasıydı. Pencere kenarına gelip beslediğimiz pisiler, otelin bünyesinde bakılan bir kara kuzu vardı.

Oteldeki keyifli kahvaltının ardından erken saatte tekneye ulaştık. Tekne turları, Cunda’da pek yaygın değil. Daha çok özel olarak kiralayabileceğiniz şekilde hizmet veriyorlarmış ve günlüğü yaklaşık 700 TL civarına geliyormuş. Saatlik kiralamalar ya da mehtap turları da mevcuttu. Biz daha uygun, klasik bir tekne turuna çıkmak istediğimizden Ayvalık’tan kalkan turları tercih ettik.

Teknelerin üst katlarında gölge alan çok az olduğundan yer kapmak istedik. Tur teknelerinin hepsi kayıt alıyormuş ancak özellikle hafta içi tekneler günleri yarı yarıya paylaşmış. Hepsi ön kayıt alıyor ama tekne yeterli sayıya ulaşmaz ise başka teknelere yönlendirebiliyorlar. Büyük tekneler çok daha eğlenceliymiş. Daha şenlikli, daha genç işiymiş. (Yaşlandım sanırım.) Bizim yola çıktığımız tekne küçük bir aile teknesiydi. Çoğu firmanın hem küçük hem büyük teknesi mevcut. Talebe göre tekne kaldırıyorlar.

Tur programları hemen hemen aynı. Hepsi aynı koyları geziyor. Sınırsız balık, makarna, salata ikramı var. Akşamüstü meyve ikram. İçecekler ücretliydi. Yiyecek içecek getirmek yasak. Tekne turu biletlerini tek bir yerden alıyorsunuz. Hepsinin ücreti kişi başı 40 TL.

Bambi Tur, Ayvalık, Temmuz 2018

Teknenin üst kısmına yerleştik. Çok kalabalık değildi. Gerçekten söylendiği gibi tam bir aile ortamıydı. Sırasıyla koyları gezmeye başladık. Çok ünlü bazı markaların sahiplerinin harika koylarda evleri varmış. 4-5 adet koy gezdik. En sevdiğim Akvaryum Koyu oldu. Yaklaşık 45 er dakikalık harika yüzme molaları verdik. Şnorkelle yüzmenin en keyifli olduğu nokta akvaryum koyuydu. Su o kadar berrak ve temiz ki, gerçekten dev bir akvaryumdaymışsınız gibi hissediyorsunuz. Su altı çekim yapmadık ama balık yavrularının oluşturduğu sürülerde yüzmek çok güzeldi.

Akvaryum Koyu,Ayvalık,Temmuz 2018

İlk yüzme molasından sonra yemek molası verdik. Özellikle balık çok lezzetliydi. Papalina diye isimlendirilen küçük sardalya balığını tavada kızartmışlar ve sınırsızca ikram ettiler. Tabak tabak balık, makarna ve salata yedik. Hem de sıcacıktı.

Bambi Tur, Ayvalık, Temmuz 2018

Öğlen yemeğinden sonra 2.yüzme molasını verdik. 2. molada teknemize küçük bir tekne yanaştı ve meşhur kavun içi dondurmalardan sattılar. 10 liraya aldığımız güzelim dondurmanın sunumunda kullanılan kavunlar, Ayvalık’ta özel olarak yetiştirilen susuz kavunlarmış. Kavunun lezzeti de dondurmanın lezzeti de şahaneydi.

Bambi Tur, Ayvalık, Temmuz 2018

Dondurmanın sonrasında en son yüzme molamızı verdik. Yolda meşhur Ortunç Koyu’nu, İncir Adası’nı ve daha pek çok güzel noktayı gördük. Ayvalık’ın denizini çok beğendim. Her bir koyda ayrı güzellikler vardı.

Son molamız 1 saat kadar süren Cunda Adası molasıydı. Bizim için biraz mantıksız bir mola olsa da, meşhur Taş Kahve’de bir kahve molası verdik. Akşam yemeği için gideceğimiz restoranı ayarladık. Cunda’ya doğru giderken karpuz ikram ettiler. Cunda’ya vardığımızda yanaştıkları iskelenin karşısındaki (Sahil şeridinin sonuna doğru hediyelik eşyaların satıldığı taraflar) lokmacıdan dondurma alanlara lokma bedavaydı. Turun anlaşmasıymış. Biz lokma yemek yerine kahve içmek istedik.

Tarihi dokusuyla ve harika manzarasıyla Taş Kahve gerçekten insanı büyülüyor. 2 kahve, 2 soda ve 1 su için (Bir de tablo gibi manzara) 16 TL ödedik.

Sonrasında akşam yemeğimiz için Cunda Moshos Taverna’dan rezervasyon yaptırdık. Tekne Ayvalık’a geri döndü. Sonrasında biz arabayla Cunda’ya geri döndük. 🙂 Akşam saat 8 gibi tavernadaydık.

Moshos Taverna, Cunda, Temmuz 2018

Moshos Taverna, deniz kıyısında değil. Sahil kıyısının arka sokağında. Çok geniş bir bahçede keyifle yemeğinizi yiyebileceğiniz gibi, isterseniz de içeride canlı müzik ve sirtakinin tadını çıkarıp, tabakları yerlere atabilirsiniz. 🙂

Biz müziğimizi açık havada dinledik. Gösteri kısmına geçildiğinde içeriye geçebilirsiniz dediler ama istemedik. Tavernaya gidip eğlenceye katılmayan bir biz miyiz diye düşünürken baktım kimse kılını kıpırdatmıyor. 🙂 Herkese bahçe daha tatlı geldi.

Moshos Taverna, Cunda, Temmuz 2018

Meze seçenekleri biraz daha sınırlı gözükse de lezzetleri oldukça yerindeydi ve farklı lezzetler de vardı. Mezelerden ahtapot salatası, girit ezme, yoğurtlu patlıcan, kremalı sübye, kalamar tava ve lokum söyledik. Köpeoğlu, sarma, kabak çiçeği dolması, acılı ezme ve fava ikram olarak geldi. Hal böyle olunca masamız epeyce kalabalıklaştı.

  • İkram olarak gelen köpeoğlu, sarma, kabak çiçeği dolması, acılı ezme ve fava malesef taze değildi. O yüzden anlatacak pek bir şey yok.
Moshos Taverna, Cunda, Temmuz 2018

Kızarmış ekmeğin hafif sarımsaklı zeytinyağı ve kekikle aromalandırılmasını çok sevdim.

  • Ahtapot salatası, lezzetliydi. Zaten yörenin zeytinyağı hangi mezeye katılsa tadı ayrı bir güzelleşiyor.
  • Yoğurtlu patlıcan da gayet güzeldi.
  • Lokum, restoranın en popüler lezzetlerindenmiş. Gerçekten de hak ediyor. İçerisinde bol deniz mahsulü olan çıtır topların sosu da ayrı bir güzeldi. Herhalde 1 bütün ekmek yiyebilirsiniz. Sıcacık, harika bir lezzetti. Bence gecenin favorisiydi.
Moshos Taverna, Cunda, Temmuz 2018
  • Kremalı sübye, ikinci favorim. Yine harika bir sos. Bu 2 lezzeti mutlaka denemelisiniz.
Moshos Taverna, Cunda, Temmuz 2018
  • Kalamar tava, standartın üstündeydi. Onu da beğendim.
Moshos Taverna, Cunda, Temmuz 2018

Geceyi fırında helvayla kapattık. Mekanın servisi güzel olsa da sıcaklar konusunda burası da biraz aceleciydi ama bu sefer geri gönderip beklettik. 🙂

Müzik çok güzeldi. Lezzetler güzeldi. Çok yorgun olduğumuzdan biraz erken kalktık ama çok keyifliydi.

Yediklerimizin yanında bir de 35 lik Tekirdağ söylemiştik. Toplam hesap 290 TL geldi. Yolunuz düştüyse mutlaka lokum ve kremalı sübyeyi deneyin.

Gece boyunca masamıza ortak olan pisicikler vardı. Kibar bir şekilde masa örtüsüne pati atıyorlardı. Garsonumuzun söylediğine göre Ayvalık’ın kedisi, delisi ve ölüsü meşhurmuş. Çok ağır durumdaki koah hastalarını iyileşmesi için Ayvalık’a gönderiyorlarmış. Kaz Dağları’ndan gelen taze oksijen sayesinde iyileşiyorlarmış. Bu da bir not olarak kalsın.

4.GÜN:

Son günümüzde müzeleri ve Şeytan Sofrasını gezdik. Sabah kahvaltımızı yaptıktan sonra eşyalarımızı arabaya yerleştirdik ve müze ve kütüphaneye yürüyerek gittik.

Cunda,Temmuz 2018

Otelimizin bulunduğu sokak çok güzeldi demiştim ya, en güzeli de şu tarih kokan Cumhuriyet Fırını’ndan gelen sıcak ekmek kokusuydu. Zaten Cunda’ya dair en sevdiğim şey, mahalle kültüründe bir yer olması. Herkes çok sıcakkanlı. Çok sohbetçi. Kendimi evimde gibi hissettim.

Sokak başında yer alan Köklü Zeytincilik’te alışveriş molası verdik.

Güzel güzel şişelerde zeytinyağları, vakumlu veya kavanozda zeytinler… Kendimi cennette zannettim. Ben hediyelik olarak küçük cam şişe zeytinyağlarından aldım. Fiyatları 13 TL kadardı. Litrelik yağlar plastik şişede 18 TL kadardı. Cam şişeler modeline göre değişse de fiyatlara 5 ile 10 TL kadar ekleyebilirsiniz. Köklü Zeytincilik‘ten mutlaka almanız gerekenler arasında kuru kekik tomurcuğu alın ve zeytinyağı, balzamik sirke ile tatlandırın. Yemelere doyamayacaksınız. Ayrıca zeytinyağı sabunu ve kolonyası da çok güzel. Sipariş verirseniz kargoyla tüm Türkiye’ye ürün gönderiyorlar. Ayrıca instagram hesaplarında da dönem dönem indirim haberleri ve kampanyalar oluyormuş. İsterseniz oradan da sipariş verebiliyormuşsunuz.

Taksiyarhis Kilisesi-Rahmi Koç Müzesi, Cunda, Temmuz 2018

Eski Taksiyarhis Kilisesi ve Rahmi Koç Müzesi, ayrı yerler gibi gözükse de (Bazı platformlarda ayrı konumlar açılmıştı.)  aynı yerler. Eski kiliseyi Rahmi Koç restore ettirmiş ve müze haline getirmiş. İçerideki parçalar çok özenle, dünyanın dört bir yanından seçilmiş. Özellikle klasik arabalara ve bebek arabalarına bayıldım.

Daha bir çok fotoğraf paylaşmak isterdim. Aralarından seçmek çok zor oldu. Aynı zamanda kilisenin tamamlanabilen duvar resimlerine bayıldım.

Kiliseye yürüyerek gidebiliyorsunuz ancak biraz yokuş çıkmanız gerekiyor. Üstüne bir de sıcak eklenince yorgunluk çöküyor. Müze giriş ücreti kişi başı 5 TL. Mutlaka görmeniz lazım.

Müzeden çıktığımızda, yakınlardaki Sevim-Necdet Kent Kitaplığı’nda manzaraya doyarak limonata molası verdik.

Yıllanmış kitapların arasında gezdik.

Müzeden çıkınca son durağımız olan Şeytan Sofrası’na doğru yola çıktık.

Şeytan Sofrası, Ayvalık, Temmuz 2018

Şeytan Sofrası, Ayvalık’taki en muazzam manzaranın olduğu nokta sanıyorum. İsminin nereden geldiği konusuna değinecek olursam, Osmanlı Dönemi’nde Penelope isimli bir Rum, kilise tarafından kovulmuş ve bu tepede yaşamaya başlamış. Halk o sırada kıtlıkla boğuşmaya başlayınca buna Penelope’nin sebep olduğunu düşünüp onu öldürmeye karar vermişler. Haberi alan Penelope, eşsiz bir sofra kurmuş ve halk sofrada karnını doyururken Penelope’yi unutmuş ve o da canını kurtarmış. Hikaye bu şekilde. 🙂

Gelelim şeytanın ayak izine. 🙂

Şeytan Sofrası, Ayvalık, Temmuz 2018

Şeytanın ayak izi olarak adlandırılan bu büyük izin hikayesi mitolojiye dayanıyor. Yunan mitolojisine göre, Zeus, Şeytanı kovma görevini Ay Işığı tanrıçası olan Selene’ye vermiş. Şeytan kovulduğunda bir ayağını bu noktaya, diğerini de Midilli Adası’na basarak kaçmış. Rivayetler bu yönde. 🙂

Manzaranın tadını çıkarabileceğiniz gibi, kafelerde bir şeyler de atıştırabilirsiniz.

Cunda seyahatimin en beğendiğim anlarından birini en sona sakladım. Geceleri tur tekneleri denizi aydınlatacak şekilde ışıklarını açıyorlardı. Işığa toplanıp resmen dans eden deniz analarına bayıldım. Bir sonraki yazımda tekrar görüşmek dileğiyle… Hoşça kalın…

Cunda,Temmuz 2018

 

Şehir değiştirmesiyle birlikte mesleğine ara verip, farklı yerleri keşfetmeye daha fazla vakit ayıran, İstanbul'da bir İzmirli. :)

Bir yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir