YURT İÇİ SEYAHAT

KAŞ EKİMDE AYRI GÜZEL

Herkese merhabalar… Yazmak için epey geç kalsam da, sanırım Kaş günlüğüm, yaz tatili yaklaşırken daha doğru bir zamana denk gelmiş oldu. 🙂

Son zamanlarda Türkiye’nin en gözde tatil beldesi sayılan, Antalya’nın eşsiz köşesi, carettaların yuvası Kaş’ı ekim ayındaki Fethiye tatilimizin sonunda görme fırsatımız oldu. Yaklaşık 7 sene önce, balayından dönerken yol üstünde uğrayıp bir tostluk mola vermiştik. O zaman sahil kısmında biraz turlayıp, iç kısma pek girmemiştik ve dolayısıyla da çok beğenmemiştik ama bu sefer resmen aşık oldum diyebilirim. Hiç abartısız yaptığım en harika tatildi. (Ocak ayında gittiğim Seyşeller maalesef Kaş’ı geçti. 🙂 ) Farklı bir büyüsü var. Tekrar tekrar gitmek isteyeceğiniz bir yer olacağından eminim. Ben şimdiden bu yaz ne zaman gidebilirimin derdindeyim de. 🙂

1.GÜN:

Fethiye’de 3 gece kaldıktan sonra, yol üzerinde görülecek yerleri görüp, sonrasında da harika otelimize yerleşip Kaş’ın her köşesini gezecektik. Planlar arasında, dalış eğitimi almak da vardı. O yüzden epey heyecanlıydık.

Fethiye ve Kaş’ın arası yaklaşık 2 saat kadar sürüyor. Yol üzerinde uğrayacağımız en önemli durak ise kum tepeleriyle ünlü, Patara Antik Kent’ti.

Kahvaltı sonrası düştüğümüz yollarda, Patara’ya ulaşmadan karşımıza Letoon Antik Kent çıktı ve planda olmamasına rağmen ilk durağımız orası oldu.

Letoon Antik Kenti, Seydikemer, Ekim 2018

Letoon Antik Kenti’nin, milattan önce 7. yüzyılda kurulduğu tahmin edilmekteymiş. Letoon Antik Çağ’da Likya’nın dini merkezi konumundaymış.

UNESCO’nun Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Letoon Antik Kenti, aynı zamanda son yılların en popüler yürüyüş rotası olan Likya Yolu’nun da üzerinde bulunmaktaymış. (Benim de çoook katılmak istediğim bir yürüyüş olur kendisi.)


Letoon Antik Kenti, Seydikemer, Ekim 2018

Letoon Antik Kenti’ne yaklaşık 30-45 dk arasında ayırmanız yeterli. Kişi başı 10 TL ödeyerek kenti gezebilirsiniz.

Yola devam ederek en merak ettiğim yere, carettaların yuvası olarak adlandırılan Patara’ya ulaştık. Patara Antik Kenti’ne girişte ücret ödüyorsunuz ve Müzekart geçerli. Ayrıca İş Bankası’nın Maximum kredi kartına sahipseniz, Müzekart gibi kullanarak ücretsiz girebiliyorsunuz. Ücretli giriş ise kişi başı 20 TL.

Patara, epey büyük bir alana kurulmuş, girişinden sahile kadar yayılmış bir antik kent. Biz gezmekten yorulup denize girmek için sabırsızlandığımızdan ilk plaja geçtik. Sonrasında Antik Kent’i gezecektik ama denizdeki dev dalgalar (abartmayı hiç sevmem 🙂 ) hevesimizi kursağımızda bıraktı.

Patara Plajı, Ekim 2018

Plajın kumu incecik. Belki de o yüzden carettalar yıllardır mayıs ayı civarında buraya gelip yumurtalarını bırakıyorlar. Biz ekim ayında gittiğimizden, pek bir şölen yoktu ama kumda minik carettaların izlerini görmek bile paha biçilemezdi.

Patara Plajı, Ekim 2018

Patara Plajı, çok uzun. Oklarla yönlendirme yaparak hangi kısımda şemsiye ve şezlong kullanabileceğiniz anlatılmış. (Çünkü diğer taraf bizim ufaklıkların yumurta bıraktıkları alan.) Özellikle yumurtlama döneminde, geceleri plaja girmek, ışık açmak, yüksek sesli müzik dinlemek falan yasak.

Öğle yemeğini es geçtik demek isterdim ama tabii ki de geçmedik. 🙂 Plajda belediyenin kafesi var ve hamburgerleri falan harika! Bira patatesin dibine vurmalık bi yer. Ayrıca gözleme falan da vardı. 2 hamburger ve kolaya 55 TL ödedik. Patara Plajı’ndaki şemsiyeler için de 22 TL ödedik.

Yemekten sonra antik kenti gezdik. Patara Antik Kenti, epey büyük bir alana yayılmış. O yüzden güzel bir şekilde gezmek için en az 2-3 saatinizi ayırın derim. (Plaj hariç.)

Patara Antik Kenti, Kaş, Ekim 2018
Patara Antik Kenti, Kaş, Ekim 2018

Patara’yı da listeden çıkardıktan sonra, yavaştan Kaş’a doğru yollandık. Zaten saatte epey geç olmuştu. Yolda Kalkan’dan geçerken manzaraya vurulduk. Tam da güneşi batırırken bir kaç kadeh bişey içmelik. 🙂 (Kendime not: Bir daha ki, Kaş seyahatinde Kalkan’da kal!)

Otel bakarken, Kalkan’da da epey cezbedici oteller vardı. Hatta bence manzara isteyenlerdenseniz, Kalkan daha da cezbedici olabilir ama Kaş’la arası 15 km kadar. O yüzden Kaş’ı gezip tozayım, gece meyhanelerinde takılıp döneyim derseniz işler bi tık zorlaşabilir. (Bkz. ben neden seçmedim 🙂 )

Kalkan, Ekim 2018

Otele akşamüstü 5 civarı vardık. Biz Kaş merkeze arabayla 5 dk da inilebilen Çukurbağ Yarımadası’nda La Kumsal Hotel‘de kaldık. Kaldığım en iyi oteller listesinde başı çeker. Biz ekimde gittiğimizden çoğu otelin fiyatı uygun sayılırdı. Bu otelin manzarası da kesinlikle ömre bedel olduğundan tercih sebebim oldu.

Teraslı ve jakuzili olan odayı tercih etmiştik. Otelden çıkasımız gelmedi diyebilirim. Sessiz, sakin, temiz ve huzurlu.

Hele terastaki şezlonglar yok mu! Uzanıp yıldızları izlemek için ideal! (Tek sıkıntı ara ara sivrisineklerin ziyaret etmesi diyebilirim. Sağ olsunlar eşofmanların üzerinden bile affetmediler. 🙂 )

La Kumsal Boutique Hotel, Kaş, Ekim 2018

Akşam yemeği için epey farklı alternatifler sunan Kaş’ta, ilk gece için tercih ettiğimiz mekanı, listelerinizin en baş kısımlarına eklemenizi öneririm. Vejeteryan mutfağının hakkını sonuna kadar veren Oburus Momus. İlk defa vejeteryan bir restorana gittiğimi söyleyeyim ama bana göre çok zor olacağını düşündüğüm bu beslenme şeklinin, ne kadar da lezzetli bir hal alabileceğini gösteren mekan diyebilirim.

Sezon olmamasına rağmen dışarıdaki son boş masayı kaptık diyebilirim. Mekan zaten devasa, hareketli bir yer değil. Az ve öz insanın olduğu, şarabınızı yudumlarken güzel yemeklerin tadını çıkarıp doyasıya sohbet edebileceğiniz bir yer.

Oburus Momus, Kaş, Ekim 2018

Biz tavsiye üzerine pirinç köftesi, makarna ve ev yapımı zencefilli gazozu tercih ettik. Favorim tabii ki de kızarmış pirinç köftesi. Zaten en popüler yemeklerinden biriymiş. (Bu arada menüdeki isimlerini not almamışım maalesef :/ )

Oburus Momus, Kaş, Ekim 2018

Oburus Momus, sosyal platformlarda epeyce yorum alan, popüler bir mekan olsa da, bazı mecralarda vejeteryan mutfağı olduğu yazmıyormuş ve bu yüzden bilmeden, sadece isimli bir yer diye gidenler de olabiliyormuş. Kaş, yaz sezonunda deliler gibi kalabalık olduğundan (Bazı mekanlara 1 ay önceden yer bulunamadığı söyleniyor. Daha sonra anlatacağım.) tahminimce önceden rezervasyon yaptırmanız gerekir.

Oburus Momus, Kaş, Ekim 2018

Baktım ikimizin çekildiği fotoğrafa kadar dayanamayıp yemişiz. 🙂 Buraya tek başına asil bir şekilde durmayı hak eden pirinç köftesini bırakayım. 🙂

2 farklı makarna çeşidi, peynirli pirinç topları ve 2 tane ev yapımı zencefilli gazoz için 108 TL ödemiştik. Ana yemekler yaklaşık 30 TL bandındaydı diyebiliriz. Gazozlar da 9 TL di.

Yemekten sonra biraz dalış kursu araştırmaya karar verdik. Bildiğiniz gibi Kaş, en ünlü dalış noktalarından. İnsanlar yaz-kış demeden dalış için buraya gelebiliyor. Biz de bi kaç isimli yeri aradık ve tek yıldız için gereken şartları öğrendik. Yaklaşık 3 tam gün süren eğitimde, bir gün teorik bilgi ile, diğer 2 gün açık deniz dalışıyla geçiyormuş. Başarılı olunduğu takdirde dünyanın her yerinde dalabilmenizi sağlayan tek yıldızlı lisansınızı almış oluyormuşsunuz. Kişi başı 1250 TL civarında ücreti varmış. (Fiyatlar firmalara göre değişiklik gösterebiliyor.) Biz daha önce deneme dalışı bile yapmamıştık. Son dalışın 30 m derinliğe olduğunu öğrenince biraz ürkmedim değil. Ben çok fazla insanların deneyimlerine takılmayı sevmem. Herkesin farklı şeylerden zevk alabileceğini ve herkesin sınırının farklı olacağını bildiğimden, kendim deneyimlemek isterim ama önce bir deneme dalışını görmek istedim. (Bi kaç arkadaşım, birden fazla kez deneyip, sonrasında da vazgeçmişti.)

Neyse. Sonuç olarak dalış eğitimini ertelemeye karar verdik. 5 gecelik tatilimizin 3 gününü eğitime ayırmak yerine koyları gezeriz, dalış için özel geliriz diye plan yaptık. Deneme dalışıyla yetindik. Onu da aşağıda anlatacağım. 🙂

Sezon sonu gidilen Kaş, en güzel Kaş bence. İnsanların yürüyemediği çarşılarda kimsecikler yok. İstediğiniz restorana, kafeye, bara istediğiniz vakit girebiliyorsunuz. Esnaf bile yazın gelinmez buraya diyor. 🙂 Biz de şansımıza en güzel zamanın tadını doyasıya çıkardık.

Kaş, Ekim 2018

2.GÜN:

İkinci güne, muhteşem manzaralı bir kahvaltı eşliğinde başladık. Otelin cidden çok temiz olduğundan bahsetmeliyim. Kahvaltı da, butik otel konseptinde bence epey başarılıydı. Hatta hamur işi bile vardı. 🙂 Özene bezene güzelce hazırlanmış kahvaltımızdan sonra, filtre kahvelerimizi manzaraya karşı salıncakta içtik.

La Kumsal Boutique Hotel, Kaş, Ekim 2018

Kahvaltıdan sonra ver elini Kaputaş Plajı! Türkiye’nin en çok fotoğraflanan noktalarından biri olan ve mavinin her tonunu barındıran Kaputaş… Kaş denildiğinde kuşkusuz ilk akla gelen plaj heralde.

Kaş ile Kalkan arasındaki kara yolunun üzerinde yer alan plaja, epeyce merdiven inerek ulaşıyorsunuz. (187 adet olduğu söylentiler arasında. ) O merdivenlerim hunharca inmeden önce tepeden çekilen klasik fotoğrafı çekilin bence çünkü sonra o merdivenleri çıkıp derbeder vaziyette fotoğraf çekilmek de var. 🙂 (Bu arada özellikle yaz sezonunda fotoğraf sırası beklemeniz kesin çünkü ekim ayında ben bile sıra bekledim. 🙂 )

Kaputaş Plajı, Kaş, Ekim 2018

Renklerde oynama olmadığını söyleyeyim de, siz de benim gibi gözlerinize inanamazsınız falan gittiğinizde. 🙂 Bu harika plajdan halk plajı olarak faydalanabileceğiniz gibi, şezlong ve şemsiye isterseniz, 22,5 TL vererek kiralayabilirsiniz. Biz 11.30 civarı oradaydık. Normal zamanlarda yer bulmak isterseniz sabahın köründe gitmelisiniz yazıyordu. Fotoğraftan da anlayabileceğiniz gibi biz gittiğimizde epeyce boştu. (Gerçi öğleden sonra baya bi kalabalıklaştı.) Arabayı yol üzerine park ediyorsunuz. Aynı zamanda dolmuşla da ulaşım mevcut. Bütün günümüzü bu güzel plajda geçirdik. Denizin suyu biraz soğuktu ama su o kadar berrak ki, şnorkellerinizi hazırlamanızı öneririm. Gerçi bizim şansımıza dalga olduğundan çook net göremedik ama ola ki çarşaf gibi bir ana denk gelirsiniz, sonrasında pişman olmayın derim.

Öğle yemeğini de plajdaki tesiste yedik. Belediyenin tesisinde 3 porsiyon pide, patates kızartması ve 2 ayrana 54 TL ödedik. Pideler dondurulmuş olsa da fena değildi. 🙂

Amacımız akşam için çok tıkanmadan yemekti (3 porsiyon pide ve patates kızartması kadar az yemek 🙂 ) çünkü akşam planımız çok tehlikeli bir yereydi. Zaika!

Ocakbaşı kültürünü modern bir tarzla birleştiren, Trabzon hurması ağaçlarının arasındaki yemyeşil bahçesinde hizmet veren Zaika’nın en ön plana çıkan lezzeti şaşlık. Bazı vloglarda en az 1 ay öncesinden yer ayırtmak gerektiği söyleniyordu. Yer bulursanız da 1 hafta öncesinden şaşlık ayırtmanız gerekiyormuş. Bunlar bana şaşılası gelse de, instagram hesabında yazan “Bayram sonuna kadar doluyuz.” yazısı ve arkadaşlarımın haziran ayında aradıklarında eylül sonuna kadar doluyuz cevabı alması birleşince inancım arttı. 🙂 Biz de daha Fethiye’deyken arayıp yer ayırttık. Hatta şaşlık için de konuştuk ancak yaz sezonu olmadığı için sıkıntı yaşamayacağımızı söylediler.

Zaika, Kaş, Ekim 2018

Zaika’da, şaşlık, isli kebap, köz patlıcan, kereviz cacığı ve al yazmalım yedik. Yanında da ayran,şalgam ve su içtik. Toplamda 150 TL ödedik.

Yediğimiz her şey abartısız lezzetliydi. Sadece bir köz patlıcan bile nasıl bu kadar güzel pişirilip servis edilmiş şaşırıyorsunuz. Kaş’ta 2 günde gözlemlediğimiz şey ise, çalışan çoğu insanın bohem bir havası olması. Burada da çalışanlar çok tatlı insanlardı. Tıpkı Oburus Momus’taki gibi.

Bir de kutulu ayran servis etmeselerdi, pek güzel olurdu diye düşünüyorum. O da nazar boncuğu olsun diyelim. 🙂

Yemekten sonra Kaş’ın muhteşem çarşısını daha ayrıntılı gezme fırsatını bulduk. Benim magnet sevdamla, Tam meydanda bulunan köşedeki dükkana bakarken, bir de baktık sülaleye hediyelikler alıp çıkmışız. Dükkan sahibinin epey çeşitli turistik ürünleri olsa da, sonraki gün gözünün içine bakıp selam verdiğimizde kafasını çevirmesi benim için kocaman bir eksi puandı ve keşke oradan alışveriş etmeseymişiz dedirtti.

İnsan var insan var işte diyerek, Mavi Bar’ın ara sokağındaki standlara uğrayıp, satış yapanlarla uzun uzun sohbet etmenizi tavsiye ederim. Çok farklı doğal ahşap ürünler satan Osman Bey’den el yapımı harika bir duvar saati aldık.

Kaş, Ekim 2018
Kaş, Ekim 2018

Tamamı el boyaması olan ürünleri, Osman Bey kendisi hazırlıyormuş. Her bütçeye uygun ürünlerin yer aldığı tezgahlarda, takıdan ev eşyasına, örgü ürünlere kadar her türlü el yapımı ürünü bulabilirsiniz. Yan tezgahtaki zarif hanımefendiden de, Kaş’ın plajından toplanan taşla ve deriyle yapılmış çok hoş bir kolye aldım. Kolyenin fiyatı yaklaşık 30 TL kadardı. Ahşap ürünlerin olduğu Osman Bey’in tezgahındaysa ürünlerin işçiliğine ve boyutuna göre fiyatlar değişmekte olup, duvar saatini 100 TL civarı alabilirken, bardak altlıklarının 25 TL civarında fiyatları vardı. Çok hoş deniz kabuklu anahtarlıkları da 5 TL civarında bulmanız mümkün.

3.GÜN:

Üçüncü günümüzde, otelden ayarladığımız tekne turuna çıktık. (Tekne tursuz olmazdı çünkü eksik falan kalırdık.) Kişi başı 100 TL ye çıktığımız turda, Kekova’ya kadar araçla gidip, tekneyle Üçağız’dan açıldık.

Üçağız Köyü, Kaş, Ekim 2018

Kaş ve çevresinde koylar bol olup hepsi de birbirinden şahane olunca, çeşit çeşit tekne turları oluyor malum. Biz en popüler olan Kekova turunu satın almıştık. Meşhur Akvaryum Koyu, Tersane Koyu, Kekova Batık Şehir,Gökkaya, Esmeralda Koyları ve Kaleköy’ü görme fırsatı bulduk.

Kekova, depremler sonucunda kara parçasından ayrılmış. Likyalılar zamanından pek çok kalıntıyı barındıran bölgenin, en popüler kısmı ise tahmin edeceğiniz üzere Batık Şehir. Batık Şehir’e geçmeden önce diğer koylardan kısaca bahsedeyim.

Bir kere her mola yeri, şnorkel için çok çok uygun çünkü Kaş’ın suyu gerçekten çok berrak. Derinlerde bile kendinizi kaybedip zamanın nasıl geçtiğini anlayamayabilirsiniz.

Koyların hemen hemen hepsi birbirine benziyor ve su altı muazzam güzellikte. Eğer etraftan bulabilirseniz mutlaka bir su altı kamerası edinin derim. Benim favorilerim arasında Tersane Koyu var. Likyalılar zamanında, gemilerin tamir edildiği bu koyda, şnorkelle kıyıya yaklaşırsanız, döneme ait kalıntıları görmeniz mümkün. Ayrıca kalıntıların olduğu kısımlarda elbette balık çeşitliliği de epeyce fazla.

Tersane Koyu, Kekova, Ekim 2018

Bizim gittiğimiz tarihlere özeldi sanırım, her yerde inanılmaz yoğun yavru balık sürüleri vardı. En keyiflisi de içlerine dalıp yüzmek! En lüks, en son model televizyonların tanıtım filmlerinin içindeymişim gibi hissettim. 🙂

Sonraki iz bırakan yerler arasında ise Korsan Mağarası diye geçen mağara vardı. Pek çok tekne turunda yer almayan bu durak, turistlerin ilgi odağı olan bir yer. Özellikle Tripadvisor gibi uygulamalarda oldukça fazla paylaşılıyor.

Korsan Mağarası, Gökkaya, Ekim 2018

Tekneler çok büyük olmadığından, mağaranın içerisine yavaş yavaş girebiliyor. İçerisi çok büyük olmadığından, dikkatlice giren tekneler fotoğraf molasından sonra geri geri çıkıyor. Kayalara dokunmama konusundaki uyarıları bu sefer dinledim şükür. 🙂 (Phuket‘te malum dinlemeyip elimi kesmiştim. 🙂 )

Sonra en çok merak ettiğim yere, Batık Şehir’e ulaştık. Bu bölge korunduğu için teknelerin durması, yüzmek veya dalmak yasak. Suların altındaki kalıntıların adanın tepesine doğru uzanmasını çok sevdim. Suyun rengi ise tropikal adaları aratmayan cinstendi.

Kekova, Batık Şehir, Ekim 2018

Öğle yemeği, bugüne kadar çıktığım tekne turlarının arasında en iyisi, en özenlisi ve en temiziydi. Tekne kalabalık olmayınca, doyana kadar hatta çatlayana kadar yedik. Yemekleri yapan Fatma Abla’nın bir kez daha ellerine sağlık. Tepsi dolusu kızartma, mangalda tavuk, makarna, pilav ve bezelye harikaydı.

Bu arada turu Mavi Kaş Tur’dan satın aldık,teknenin adı Zeynom’du. Yaklaşık 20 kişi kadardık ve 3 Türk’tük. Asyalı ve Avrupalı turistler çoğunluktaydı. Rahat rahat gezip geldik.

Tekne turu boyunca, denizin açık kısımlarına keskin gözlerinizle bakarsanız, carettaları çılgınca yüzerken görmeniz mümkün. 🙂 Kocaman kafalarını hava almak için çıkarıp duruyorlar. Yumurtlama zamanlarında en çok görüldükleri yer Esmeralda Koyu civarıymış. Biz göremedik tabi o ayrı. (Bahtsızlık)

Son durak Kaleköy, 200 nüfuslu ulaşımın tekneyle sağlandığı bir ada köyü. Köyün bir tane okulu varmış ama tek öğretmen ve 4 öğrenci olunca kapatmışlar. Okul kapanınca taşımalı eğitim başlamış. Her sabah Milli Eğitim’in teknesi yanaşıp öğrencileri alıp bizim teknelerin kalktığı Üçağız Köyü’ne götürüyormuş. Oradan da araçlar alıp okullarına ulaştırıyormuş.

Köyün öncelikli geçim kaynağı turizmmiş. O yüzden müşteri kapmak için çok farklı taktiklere başvuruyorlar. 🙂 Mesela biz dondurmamızı I am Here’da yedik. Kendilerinin instagram köşesi var. 🙂 Hatta fotoğrafınızı çekerken yukarıdan biri size aynayla güneş ışığı yansıtıyor. 🙂 Bisikletle veya çerçeveyle fotoğraf çekilmeniz mümkün.

Kaleköy, Ekim 2018

Ev yapımı dondurması ile öne çıkan köyde, dondurma çeşidi olarak tahin, bal badem, keçi sütlü, narlı, kaktüs meyveli ve şeftalili vardı. Bir dondurma yiyene diğeri de bedava diyolardı. 🙂 Hatta bir gün bir müşterileri 30 top kadar dondurma yemiş. 🙂 Dondurmalar gerçekten iyiydi. Sohbet daha da iyiydi. Köy evleri arasında magnet ve deniz kabuklu takılar da satıyorlardı. Köylü teyzelerin yaptığı iğne oyalı, deniz kabuklu takılara bayıldım. Bir tane halhal bir tane de magnet aldık. 10-20 TL civarı fiyatları vardı.

Tur dönüşümüz 5 civarıydı. Akşam yemeği için, saat aldığımız Osman Bey’ın tavsiyesi üzerine çok farklı zeytinyağlı, mezeleri ve şaraplarıyla öne çıkan Muskat’ı (Şimdiki adıyla Mezetaryen) denedik. Meydanda 2. katta yer alan harika manzaralı mekanda, fesleğenli domates soslu patlıcan, kuru domatesli simgesel meze, zeytinyağlı bademli Urla enginarı, gambilya favası, (Gambilya bakliyatın ismiymiş. İlk defa duydum. Sarı mercimek gibiymiş. Yunanistan ve Bodrum yöresinde yetişiyormuş.) denedik. Tabii ki bunların yanında da kırmızı şarap çok iyi gitti.

Mezetaryen, Kaş, Ekim 2018

Bademli Urla enginarını yerken kendimden geçmişim. 🙂 Kaş’ta malum ekim sonu olunca ve biz biraz geç gidince, Mezetaryen’in sahipleriyle sohbet etme fırsatı bulduk. Simge Hanım, hem sahibi hem de şefi. Eşiyle birlikte işlettikleri mekanın konsepti daha çok kaliteli şarap ve kaliteli farklı mezeler üzerine. Hiç üşenmeden yöre yöre gezip, nerenin nesi meşhursa oralardan temin ediyorlar ve daha önce pek de denemediğiniz tarzda size sunuyorlar. Amaç zaten güzel sohbet, güzel yemek, kaliteli şaraplar. Ambiyansı da, kesinlikle bunu destekler cinsten. Biz güzel mezelerden sonra 2 tane de ara sıcak söyledik. Ben ciğer sevmememe rağmen bayılarak yediğim arnavut ciğerini ve 3 mantarlı böreği de kesinlikle tavsiye ederim. Bu yediklerim arasında en beğendiklerimi soracak olursanız, bademli Urla enginarı, simgesel meze, arnavut ciğeri favorim. Tabi menü bu sezon biraz değiştirmişlerdi. Hala yer alıyor mu bilemiyorum. Şayet bunlar yoksa çok daha iyilerini eklediklerine eminim. Tatlı olarak yine farklı ve meşhur olanı seçip lavantalı puding yedik. Özellikle biz gibi öğünü abarttıysanız ferah bir sonlandırma için ideal tercih. 🙂

Mezetaryen, Ekim 2018

Bu güzel yemeğe yaklaşık 200 TL civarı ödedik. Bu yaz ben sahalardan çekildiğime göre, belki de siz benim yerime gidip keyif çatabilirsiniz ama seneye hiç bir şekilde affetmem. 🙂

4.GÜN:

Kaş’a esas gelme sebeplerimizden birinin dalış olduğundan bahsetmiştim. Neden dalış eğitimine katılmadığımızdan da. Sonuç olarak deneme dalışında karar kılmıştık ve büyük gün gelip çatmıştı. En sonunda su altına şnorkel dışında daha derinden bakma fırsatını bulmuştuk. (Sanki saatlerce, günlerce profesyonel daldılar 🙂 Ama olsun motivasyon önemli. 🙂 )

Deneme dalışı için de pek çok firma olmasına rağmen biz tavsiye üzerine (Osman Bey sağ olsun, Mezetaryen de, dalış da harikaydı. ) Divection’la açıldık. Yanlış hatırlamıyorsam sabah 9 civarı teknedeydik. Bahsettikleri gibi kesinlikle bir aile ortamı mevcut. Tekne tertemiz. Kaş’ta yaşayan herkes gibi hayvanseverler. (Bizi tekne kalkana kadar bekleyip sonrasında da kıyıda yanaşmamızı bekleyip resmen sevinç gösterileri yapan kara kuzuyla aşk yaşamıştım. 🙂 )

Divection, Kaş, Ekim 2018

Teknede herkesin aile gibi olduğundan bahsetmiştim. Herkes zaten sürekli dalış yapan insanlar ve İstanbul’dan bile epey gelen vardı. Neredeyse her hafta sonu gelip dalış yapıp daha sonra dönüyorlarmış. Kaş’ın genel atmosferinde zaten herkes herkesi tanıyor. Belki de bu samimiyetten dolayı bir gelen bir daha vazgeçemeyip tekrar tekrar her yıl defalarca gidiyor.

Herkes kahvaltılığını alıp ortaya koyuyor ve hep beraber kahvaltı yapılıyor. Gün boyu kim ne getirdiyse, çay kahve içerek keyifle yiyip içtik sanki ailecek tekne turuna çıkmışız gibi. Sohbet muhabbet zaten gırla. Bahsetmeme bile gerek yok. Herkes kafa dengi, herkes rahat. 50 yaşından 18 yaşına kadar her yaş grubundan insan vardı.

Dalış kısmına gelecek olursak, gerçekten işlerinde çok profesyoneller. Ben biraz ürktüğümü söylemiştim. Deneme dalışı hoca eşliğinde inerek gerçekleştiriliyor ve sağ olsun benimle Mami Hoca indi. Önce size kısa bir brifing veriyorlar. Su altında nasıl anlaşacağınıza dair işaretleri öğreniyorsunuz. Sonrasında da yavaş yavaş suyun altına indiriyorlar. Ben hiç anlamadan bir de baktım ki en dipteyim ve 10 metre kadar derine inmişim bile. O kadar yavaş ve sakin yönlendirerek indik ki gerçekten hiç anlamadım.

Divection, Kaş, Ekim 2018

Yarım saat göz açıp kapayıncaya kadar hızla geçti. Bazı arkadaşlarım deneme dalışlarında ağırlıklarının iyi ayarlanmamasından dolayı yana doğru yattıklarından ve onunla uğraşmaktan doğru düzgün etrafa bile bakamadıklarından şikayetçi olmuştu ama biz herhangi bir sorun yaşamadık. Sanki bir akvaryumun göbeğine cam bir fanusta indirilmişim de, etrafı izliyormuşum gibi hissettim. Böylelikle, doğumdan sonra yapılacaklar listesine artık dalış sertifikası almayı da ekleyebiliriz. 🙂 Biz deneme dalışı yaparken eğitim alan 2 kişi vardı. Gerçekten disiplin gerektiren bir iş olduğunu orada görmüş olduk. (Biraz hararetli geçti de 🙂 )

Dalış sonrası otele geçip güzelce dinlendik. Akşam yemeğimizi L’Apero’da yedik. Çarşının devamında, köşe başında, çok hoş bir bahçenin içindeki restoranın aynı zamanda hoş bir barı da var. Çalışanlar kaşın genelindeki gibi. Genç, hoş ve kibar. Yemek seçerken her zamanki gibi onların tavsiyelerini dinledik. Başlangıç olarak domatesli tart aldık. Sonrasında bruschetta geldi ve yanında leziz mi leziz ev yapımı pesto sosu ve domates sosuyla. Fransız usulü bonfile ve karabiber soslu biftek yedik.

L’Apero, Kaş, Ekim 2018

Belli bir süre sonra, Kaş’ta yediklerimden sonra evdeki yemekleri nasıl beğenirim diye düşünmeye başladım. Gerçekten kendimi dünyanın başka bir yerinde, farklı mutfakları tadıyor gibi hissettim. Her mekanda lezzetli ve farklı yemekler vardı. Hepsinden de çok keyif aldım. Bu geceye dönecek olursak her ne kadar çatlayacak kadar doymuş olsak da, yine servis yapanın yüksek ısrarıyla elmalı tart yedik. Yabancı ama harika Türkçe konuşan bir garsondu. Nereden bilebilirim ki mekanın sahibi ve aynı zamanda şefiymiş. 🙂 Büyük annesinin tarifiymiş ve çok met etti. Gerçekten baya iyiydi. Yanındaki vanilyalı dondurmayla harika gidiyor. Şiddetle tavsiye edilir.

L’Apero, Kaş, Ekim 2018

Bir de mekanın 2 tatlı köpeği var. Yemek gelince masanızdan ayrılmıyorlar. Yemek bitince de pek yüze baktıkları söylenemez. 🙂 Canları isteyince çarşıya çıkıp bi kaç tur atıp geri geliyorlar.

L’Apero, Kaş, Ekim 2018

Sanırım çok yemekten, ne kadar ödediğimizi not almayı unutmuşum. 🙂 Gecenin devamında çarşının her bir köşesini gezdik. O kadar boştu ki, her yerin tadını çıkarabildik. İşin güzel kısmı, tüm esnaf 29 Ekim’i beklediği için (Çünkü Cumhuriyet Bayramımız en coşkulu Kaş’ta kutlanıyormuş.) her yer açık, ama okullar açık olduğu için epey az insanla, çok tadındaydı.

5.GÜN:

Son günün tadını merkezde çıkaralım dedik. Yer bulunması çok zor olan, su altı güzellikleriyle nam salmış Hidayet’in Koyu’na gittik. En ön kısımda şezlongumuzu da kaptık. Gerçekten dedikleri kadar varmış. Kıyıdan bile denizin dibindeki balık sürülerini görebildik.Herkesin yana yakıla tavsiye ettiği kadar varmış. Su o kadar berrak ve suyun altında o kadar çok çeşitlilik var ki, daha plaja adımınızı attığınız diz boyu suda bile zargana görmeniz çok olası. İşin güzel tarafı hiç biri de sizden kaçmıyor. 🙂 Buruşana kadar şnorkel yapma garantisi sunuyorum. 🙂 Ayrıca sanırım aynı zamanda önemli bir dalış noktasıydı. Çünkü kıyıya yakın epey bir dalgıç gördük.

Hidayet’in Koyu, Kaş, Ekim 2018

Fiyatları yine not almayı unutmuşum ama yüksek “beach club” fiyatları söz konusu olsa hatırlardım diye düşünüyorum. Sezonda yer bulursanız şanslı sayılacağınız bu koyda eğer yapıyorlarsa rezervasyon yapmak faydalı olabilir.

Akşam yemeğine geçmeden, deniz kıyısında biraz yürüyelim dedik ve sonunda caretta gördük. 🙂 O kadar aradık taradık, uzaklardan gördük, meğer sahilde teknelerin arasında her zaman takılan 1-2 tane varmış. Hatta biz dehşetle fotoğraf makinelerine sarılırken, çevredekiler gayet normal bir şekilde “Aaa bizim Osman’ı mı çekiyorsunuz? ” demezler mi! Meğer baya ismi falan da varmış.

Kaş Liman, Ekim 2018

Başını çıkarıp selam veren Osman. 🙂 Yaklaşık 1 saat kadar onların keyfini izledik. Çok büyük gözükmeseler de, her biri neredeyse orta sehpa boyutunda. 🙂 Beraber yüzmek kısmet olmasa da en azından yakından görebildiğimiz için kendimizi şanslı hissettik.

Son akşam yemeği için Üzüm Kızı Meyhanesi’ni seçtik.

İki tane Üzüm Kızı var. İkisi de çok meşhur. Ben tavsiyelerde tek Üzüm Kızı olanını okumuştum. Arkadaşlarım diğer şubesi olan Üzüm Kızı Bahçe’yi önerdiler. Ben tavsiyelerin çoğunluğuna kanıp, bir de manzarasını beğenip şansımı esas Üzüm Kızı’ndan yana kullandım.

Sütte dil balığı Kaş’taki meyhanelerin meşhur yemeklerindenmiş. Biz de aslında onu denemek istemiştik. Öncelikle her yer boş olmasına rağmen rezervasyonlu diyerek istediğimiz masaya oturtulmamakla başladık. Sonrasında hadi yine oturduğumuz yer manzaralı sıkıntı yok dedik. Saat bu arada daha 7 bile değildi. Garsonun suratı maalesef 5 karıştı. Aynı zamanda kim olduğunu bilmediğim, bir masaya kurulmuş hesap kitap yapan, bize her yer rezerve diyen beyfendinin de suratı 5 karıştı. Neyse biz tadını çıkaralım dedik. Mezelerden carcura ( kuru domates, zeytin, peynir karışık bir meze söyledik. Bir de yoğurtlu semizotu. Kavun peynir de rakımıza eşlik etti. Semizotuna yeşil elma koymaları hoşuma gitti. Carcura bana pek hitap etmedi.

Bu arada mekan tam anlamıyla harika bir atmosfere sahip. Lezzetler de iyi sayılırdı ama çalışanlar çok mutsuzdu. Belki de o günlük bir sıkıntıydı. Bilemiyorum.

Sonrasında ara sıcak olarak levrek sarma ve Üzüm Kızı Special, ana yemek olarak da sütte dil balığı sipariş ettik. Ben üçünü de sevemedim. Nedenine gelecek olursam, hepsi aşırı sosluydu. Ünlü bir şef, röportajında, lezzetine güvenmeyen şefler yemeği sosa boğar diyordu. Bana biraz öyle geldi. Sipariş için bize tavsiyede bulunan beyefendi, hepsinin soslu olduğunu söylese belki bazılarında fikrimizi değiştirirdik.

Üzüm Kızı Special, Kaş, Ekim 2018
Sütte Dil Balığı, Üzüm Kızı, Ekim 2018
Levrek Sarma, Üzüm Kızı, Kaş, Ekim 2018

Şefimizin bol soslu sevdiğini tahinli kabak tatlısı söylediğimizde anladık. 🙂 Tahin de aynı bolluktaydı. 🙂

Sonuç olarak dediğim gibi, manzara, atmosfer süper. Sadece Tanju Okan eşliğinde rakı içip denizi izlemek ve su kabaklarından yapılmış lambaların altında yemek yemek için bile gelinebilir. Belki de biz kötü bir güne denk gelmiştik kim bilir? 🙂

Üzüm Kızı’ndan çıktığımızda, bir kaç gecedir aklımıza takılan Rebel Bar’da bişeyler içmeye karar verdik. Sağ olsun Tarık Bey bizi yoldan çevirdi ve güzel kokteyllerle kandırdı. Sayesinde Aura Akustik (Youtube‘da videoları var şiddetle tavsiye ederim.) dinleyerek müptela olduk. 🙂

Rebel Bar, Kaş, Ekim 2018

Mekan o kadar tatlı bir yer ki, sahibi gruba tumba çalarak eşlik ediyor, herkes şarkılara katılıyor, garsonlar servis yaparken arada barda içkilerini yudumlayıp dans ediyor, barmen kendi yorumuna göre farklı kokteyller yapıyor… Herkes o kadar mutlu ve güzeldi ki… Kaş’tan dönmek istememe sebebim oldular. Şarkılar harika! İçkiler harika. İnsanlar harika. Ah bu sene yeniden gitmek için nelerimi vermezdim. Artık seneye inşallah diyerek son akşamın büyüsüyle Kaş’a veda ediyoruz.

Bir kez gidenin neden vazgeçemeyip tekrar tekrar gittiğini anlayamadığım Kaş’ın sanırım ben de müptelası oldum. Nedeni de, kargaşanın içinde bıkıp usandığımız stresli şehir hayatımızdan kaçıp, hala mutlu, inceliğini ve entelliğini kaybetmemiş, apayrı insanların yaşadığı, doğal güzelliği ile ön plana çıkan ütopik bir dünyaya özenmemiz sanırım.

Gittiğim her yer çok ama çok keyifliydi. (Meyhane biraz hayal kırıklığıydı sadece.) Pek çok şeyi yapma fırsatı bulamadım. Belki siz yaparsınız.

  • Derya Beach çok öneriliyor. Yer bulunmadığı için geceden gidip plaj havlusu bırakanlar duymuştum. Ayrıca mekanın pizzaları da epey iyiymiş.
  • Deja Vu Bar, güneşi batırırken biranızı yudumlayabileceğiniz en uygun mekanlardanmış.
  • Mavi Bar, popüler barlardan. Yol üstü oturup keyif yapabileceğiniz yerlerden.
  • Ruhibey Meyhanesi, Üzüm Kızı ile ikisi de popüler meyhaneler. Biz deneyemedik. Belki siz denersiniz.
  • Ayrıca gidemediğimiz pek çok koy vardı. Bir de carettalarla yüzebilirseniz epey şanslısınız.

Bana göre;

  • Oburus Momus’un çıtır pirinç toplarını,
  • Mezetaryen’in bademli Urla enginarı ve arnavut ciğerini,
  • L’Apero’nun muhteşem elmalı tartını,
  • Üçağız’ın ev yapımı dondurmasını yemeden,
  • Rebel Bar’ın harika kokteyllerini içmeden,
  • Denk gelirseniz Aura Akustik’i dinlemeden,
  • Hidayet’in Koyu’nda şnorkel yapmadan,
  • Deneme dalışı yapmadan,
  • Kaputaş’ı ve Patara’yı görmeden,
  • Uzun Çarşı’dan bir şeyler almadan,
  • Kekova Batıkşehir’i fotoğraflamadan dönmeyin.

Ve tekrar söylüyorum, eğer imkanınız varsa, okullar kapandıktan sonra gidin. 🙂

Bir sonraki yazımda tekrar görüşmek dileğiyle. Hoşça kalın…

Kaş Uzun Çarşı , Ekim 2018

Şehir değiştirmesiyle birlikte mesleğine ara verip, farklı yerleri keşfetmeye daha fazla vakit ayıran, İstanbul'da bir İzmirli. :)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir