YURT İÇİ SEYAHAT

FETHİYE’DE UÇMAK!

Herkese merhabalar… Tatil planları yazı aşıp ekim ayına sarkınca, nerelere gidebiliriz acaba diye kara kara düşünürken, aklımıza güneye inmek geldi. Epeydir Fethiye ve Kaş’ı görmek istiyorduk. İyi güzel de, “Acaba havalar nasıl olur ki? Denize girebilir miyiz?” soruları aklımıza geldi geldi gitti. Her türlü blog itinayla incelendi, araştırıldı ama ekim ayı için kimse net bir şey yazmamıştı. İşte sosyal medyanın güzelliği diyerek, Antalya’dan takip ettiğim Nilüfer Hanım olaya son noktayı koydu. 🙂

Antalya taraflarında tatilin ekim ayının son gününe kadar keyifle yapılabileceğini, her yerin o tarihe kadar açık olduğunu, 29 Ekim tatiliyle kapanışı yaptıklarını söyledi. Biz de kendisini dinleyip 8 gecelik bir plan yaptık.

İlk 3 gece Fethiye, 5 gece de Kaş’ta kalacaktık. Kaş’a gitmişken dalış eğitimi de almak istiyorduk. O yüzden 5 gecenin bile yetmeyeceğini düşünüyordum. Kaş macerasında o kısmı anlatacağım. 🙂

Tatil uzun ve bol gezmeli olunca arabayla gitmeye karar verdik. İstanbul’dan yola resmen kör karanlıkta, saat 5.30 gibi çıktık.  Osmangazi Köprüsü’nde Simit Sarayı’nı açık bulduk da kahvaltı yapabildik. Araba yolculuğunu sanırım en çok bu yüzden seviyorum. İstediğimiz yerde mola verebiliyoruz, fotoğraf çekebiliyoruz, yemek yiyebiliyoruz. (En önemli kısmı bu 🙂 )

1.GÜN:

Biz de geçen sene Antalya tatilimize giderken mola verdiğimiz yerde mola verdik. Burası, Afyon’da yol üzerinde, Cumhuriyet Sucukları satan bir tesis. Sizce Afyon’da ne yemiş olabiliriz? Tabii ki sucuk ekmek. 🙂

Öz Şelale Dinlenme Tesisleri, Afyon, Ekim 2018

Birer taneyle yetinmeyip tabii ki ikinciyi de söyledik. 🙂 Ama bu sefer ben yiyemedim. 🙂 Çok misafirperver bir tesis. Tam bir aile yeri. Ben her zaman aile işletmelerinin çok daha sıcak bir ortam hissettirdiğini düşünüyorum.

Daha gelir gelmez sizi kapıda karşılıyorlar. Hem de harika bir kaymaklı lokumla. Geçen seneden beri tadı damağımda kalan bir lezzet. Hayatımda yediğim en güzel lokum. Afyon’un kaymağının lezzeti bir ayrı. Yolumuz her seferinde tatile giderken buraya düştüğünden bir türlü eve kaymak alamadık ama her seferinde bir yarım kilo lokum alıp tatile gidiyoruz.

Öz Şelale Tesisleri, Afyon, Ekim 2018

Yolun devamında Burdur Gölü bizi karşıladı. Maalesef suyunun döndürülemeyen şekilde azalmasını görmek bizi çok üzdü.

Burdur Gölü, Ekim 2018

Akşamüstü saatlerinde Fethiye’ye vardık. Otelimiz Ölüdeniz’e yakındı. Bizim tercihimiz genelde dışarıda vakit geçirdiğimizden oda-kahvaltı şeklinde anlaşılan otellerdi ama buranın manzarası ve havuzu bizi kandırdı.

Sertil Deluxe Otel, Fethiye, Ekim 2018

Akşama kadar otelde vakit geçirdikten sonra merkeze indik. Bir sonraki gün, çok heyecanlandığımız yamaç paraşütüyle atlayacaktık. Ekim ayı olmasına rağmen çarşı oldukça kalabalıktı. Özellikle İngiliz turistler yoğunluktaydı ve maalesef fiyatlara da yansımıştı. Çoğu kafe, restoran, hatta kuaför salonları Pound üzerinden fiyat listesi oluşturmuşlardı. Hatta otelin spa bölümü bile Poundla hizmet veriyordu. Kafelerin ve restoranların pek çoğu,  turistlere hizmet etmek üzere tasarlanmış yerler. Özellikle çarşıdaki çoğu yerde, İngiliz kahvaltısı satılıyor, Onlara uygun akşam yemekleri servis ediliyordu.

Fethiye, Ekim 2018

Gündüz vaktinde yüzebileceğimiz bir sıcaklık olmasına rağmen, akşam saatlerinde kot montsuz çıkılamaz bir hava vardı. Biz de ilk gece gündüz ki havaya aldanıp baya ince çıktık ve biraz donduk diyebiliriz. 🙂

Gelelim tatilin en heyecanlandığım kısmı olan yamaç paraşütüne! 🙂  “Asla yapmayacağım bir şey varsa o da yamaç paraşütüdür!” sözümü nasıl geri yuttuğumu anlatayım. 🙂

Fethiye’de yapılacaklar listesinin en başında, Babadağ’dan atlamak olsa da, işin tehlikeli olması da biraz ürkütmüyor değildi. Ben tatile çıkmamıza bir gün kala bile kesin yapamayacağım diyordum. Sonra Youtube’da pek çok video izledim. Pek çok haber okudum, blog okudum, firma araştırdım. Şunu öğrendim ki, tecrübeli ve gerçekten profesyonel bir firmayla yapılan atlayışlar epey güvenli. Kazalar olmuş, evet. Hepimiz haberlerde görüp duyuyoruz ama pek çoğu tek kişi atlayan, geneli turistlerin yaptığı kazalar maalesef. Tecrübeli bir pilotla güvenli bir şekilde atlayabiliyorsunuz.

Beni en çok tedirgin eden bölümü ise kendini boşluğa bırakma kısmıydı. Nedense kendimi uçurumdan aşağıya bırakacağımı sanıyordum. Youtube’da gördüm ki, eğimli ve epey uzun bir yerde koşarken, yer daha sizin altınızdayken ayaklarınız yerden kesiliyor. Yani boşluğa atlama hissi ve korkusu da bu şekilde kayboluyor.

Çokça firma araştırdım ve en çok yorum alan, memnuniyet oranı yüksek olan Sky Sports‘ta karar kıldım. Akşam saatlerinde gittiğimiz firmada, ertesi sabah için son yerleri kaptık.

Sky Sports, Fethiye, Ekim 2018

Yamaç paraşütü firmaları, Fethiye’nin her köşesinde epeyce mevcut. Sky Sports’un yeri ise Ölüdeniz çarşısında, denize yakın bir yerde. Daha gider gitmez profesyonelliği hissedebiliyorsunuz. Pilotlarla tanışıp sohbet ettiğiniz an kendinizi güvende hissediyorsunuz çünkü gerçekten çok tecrübeliler. Firmanın sahibi Murat  Tüzer, Türkiye’nin ilk yamaç paraşütçülerinden ve aynı zamanda eğitmen. Kardeşi Burak Tüzer de pilot ve aynı zamanda havada çektiği harika fotoğraflarıyla da bir instagram fenomeni. 🙂  Benim uçtuğum pilot Can Ergin. O da 98 senesinden beri uçuyor. Aynı zamanda bilim insanı. 🙂 Benim gibi korkusu olanlara kesinlikle tavsiye ederim. O kadar sakin ve sizi rahatlatıyor ki, kendinizi manzaranın tadını çıkarırken buluyorsunuz.

Ölü sezonda olduğumuz için biz ertesi güne yer bulduk ama canlı sezonlarda bir kaç hafta öncesinden yer ayırtmak gerektiğini okumuştum çünkü oldukça popüler bir firma.

Fiyatlar firmaya göre ve içeriğine göre değişkenlik gösteriyor. Sky Sports’taki fiyatlar diğer firmalara göre biraz yüksek ama kesinlikle farkı hissediyorsunuz. Genel olarak fiyatlar kişi başı 250 TL-500 TL aralığında seyrediyor. Eğer havada çekilen fotoğrafları edinmek isterseniz onlar da 100 TL civarında.

Yerlerimizi ayırdıktan sonra epey üşüdüğümüzden otele geri dönmeye karar verdik. Aslında çok meşhur bir Hatay Restoranı’na gidecektik. ( Fethiye’de ne işiniz var kebapçıda diyebilirsiniz ama baya iyi puanları vardı. 🙂 ) Otelde dinlenmeyi tercih ettik.

2.GÜN:

Sabahın kör saatlerinde, yamaç paraşütü için çarşıya indik. Sahilde o kadar güzel bir gün doğumu manzarası vardı ki, yamaç paraşütü yapmasanız da mutlaka görmeniz lazım. 

Ölüdeniz, Fethiye, Ekim 2018

Sabah saat 8 gibi Sky Sports’tan pilotlarla birlikte Babadağ’ın zirvesine, 1960 metreye doğru yola çıktık. Yemyeşil ağaçların arasından, bol manzaralı yollardan geçerek ulaştığımız zirvede heyecandan kalbim ağzımdan çıkacak gibiydi. Bir de ilk biz uçmaz mıyız!

Daha araçtan iner inmez pilotumuz bizi hazırlamaya başladı. Epeyce sıkı bağlandığınızı söylemeliyim. Ciddi tedbirler alınıyor. Sanki savaşa gidiyor gibiydim. 🙂

Babadağ, Fethiye, Ekim 2018

Sonrasındaysa, oradaki görevliler paraşütünüzü açıyor ve kontrol ediyor. Bu sırada bir iki adım ileri geri gitmeniz isteniyor. Benim şansıma sürekli rüzgar değiştiğinden 2-3 denememizde kalkamadık.

Sky Sports, Fethiye, Ekim 2018 (Uçma hazırlıklarım 🙂 )

Bu ileri-geri kontrolden sonra rüzgar uygunsa hızlıca koşmaya başlıyorsunuz. Pilotunuz da siz de koşuyorsunuz ve zaten 3-5 adımda havalanıyorsunuz. 🙂 Havalandığınızda da pilotunuz otur demeden oturmuyorsunuz. Bir kaç saniye sonra zaten otur komutunu alıyorsunuz ve manzaranın tadını çıkarmaya başlayabilirsiniz. 🙂

Sky Sports, Fethiye , Ekim 2018

Nasıl bir duygu olduğunu kelimelere dökemiyorum. Sanki havada çakılı gibi hissediyorsunuz. Altınızda dev bir sinema perdesi var ve dünyanın en güzel manzarasını koltuğunuzdan izliyor gibisiniz. (Fotoğraflarda hiç bir filtre yok.)

Sky Sports, Fethiye , Ekim 2018

Sabah saatlerinde rüzgar pek olmadığından daha stabil bir uçuş yapabiliyorsunuz. Daha hareketli uçuşlar için öğleden sonrasını öneriyorlar. Sabah saatlerinde uçuş yaklaşık 20-30 dk arası sürüyor. (Hava şartlarına bağlı olarak değişkenlik gösterebiliyor.) Eğer akrobasi hareketleri yapmak istiyorsanız havada daha kısa süre kalıyorsunuz.

Ben ilk başta epey korktuğumdan gayet düz uçtuk. Eğer eşli giderseniz, ya da bir arkadaşınızla, sizi yan yana uçurmak için pilotlarınız bolca çabalıyor.

Sky Sports, Fethiye, Ekim 2018 (Arkadaki de kim? Aaa benmişim! 🙂 )

Bu arada en keyifli kısımlarından birisi ise, paraşütü kullanmak! Paraşüte hükmedebilmek o kadar keyifliydi ki! Siz hangi taraftan iplere asılırsanız o tarafa dönüyor. Mutlaka denemelisiniz. Bir de, iyice alıştıktan sonra az da olsa, mideniz kaldırabilecek kadar akrobasi yapın derim. Ben yaklaşık 3-5 keskin dönüş yapabildim çünkü midem kaldırmadı ama Gürhan epey taklalarla uçtu.

Sky Sports, Fethiye, Ekim 2018 (Paraşütü kullanırken)

En eğlenceli kısımlarından birisi iniş kısmı! Sahildeki herkes sizi izliyor ve siz onların tepesinden yere doğru süzülerek yavaş yavaş iniyorsunuz. Pilotunuz ayağa kalk dediği an kalkmanız gerekiyor. Paraşütünüzü arkanızda bırakıp kenara çekiliyorsunuz.

Şimdi gelelim ne giymeli, ne yemeli, ne yapmalı kısmına.

  • Öncelikle çok fazla tok ya da aç gitmemenizi öneriyorlar. Mide bulantısı olmaması adına. Biz kare bir sandviçi bölüşüp bir de ayran içmiştik.
  • Ayağınızda spor ayakkabı olması gerekiyor. Eğer yoksa temin edebiliyorlar.
  • Ekim ayında gittiğimizden mi bilemiyorum ama aşağısı yazken, Babadağ’ın tepesinde çenemiz titriyordu. Pilotlar baya kar montu gibi montlar giymişti. Pantolonları da aynı şekildeydi. Biz şortla çıktık ve donduk. Üzerimde uzun kollu sweatshirt, üstünde kot montum olmasına rağmen pilotumun verdiği kalın montu giydim. Yine de yukarıda dondum. Uçmaya başladığımda ise üşüme falan kalmadı.
  • Yanınıza almanız gerekenlerden bir diğeri ise güneş gözlüğü. Yukarıdan manzaranın tadını daha rahat çıkarabilmeniz için.
  • Eğer isterseniz su da alabilirsiniz. Atlamadan önce heyecandan kuruyan boğazınızı ıslatmak için. 🙂
  • Özel eşyalarınızı ofiste bırakabiliyorsunuz. Cüzdan, telefon gibi eşyalarınızı pilotunuzun arkasındaki çantaya koyabiliyorsunuz.

Babadağ’da biz yaklaşık 1960 metreden atladık. Havaya ve rüzgar koşullarına göre değişen farklı atlama noktaları olduğunu söyleyemeliyim. Bir de uçuşunuzu tatilinizin son gününe bırakmayın çünkü hava şartlarına bağlı olarak hiç uçamadan da dönebilirsiniz. Mesela bizim gittiğimiz tarihlerde uçtuğumuzun ertesi günü dolu yağdı. 🙂 Zaten hava şartları kötü olduğunda hiç riske atmadan uçuşları iptal ediyorlar.

Özellikle tatil boyunca telefonumdan tekrar tekrar videoları izlediğimi, fotoğraflara bakmaktan telefonumun şarjını bitirdiğimi söylemeden geçemeyeceğim. Böyle güzel bir deneyim yaşadığım için gerçekten çok şanslıyım. 7’den 70’e herkesin yapabileceği bu güzel uçuşta tek şart 105 kilogramın altında bir ağırlığa sahip olmak.

Sky Sports, Fethiye, Ekim 2018

Uçuştan sonra ofise geçip fotoğraflarımızı yükledik. Bu arada fotoğrafların ödemesini nakit yapmanız isteniyor. Paraşütün ücretini ise kartla ödeyebiliyorsunuz.

Paraşütün mutluluğunu atlatamamışken, Sky Sports’taki tekne turları hakkında bilgi alalım dedik. Saat 10.15 civarıydı. Saat 11’de kalkacak bir tur olduğunu öğrendik ve uçarak otele gidip eşyalarımızı alıp tekrar geri geldik.

Ölüdeniz Plajı’ndan kalkan tekne turumuz 6 Adalar diye geçiyordu. 12 Adalar olanı da varmış ama en çok tavsiye edilen 6 Adalar oldu.

Ölüdeniz, Fethiye, Ekim 2018

Ölüdeniz’den saat 11 sularında harekete eden teknemizin rotasında Kelebekler Vadisi, St. Nicholas Kilisesi, Mavi Mağara gibi popüler noktalar bulunuyordu.

Son dakikaya kaldığımız için pek gölgede yer kalmamıştı. Yabancı turist sayısı çok fazlaydı ve hem minderlerden hem de gölgedeki oturma yerlerinden kapmışlardı. Şansımıza bir çift, teknenin arka tarafından kalkıp bize gölge bir yer bıraktılar. 🙂

İlk durağımız, Fethiye’deki en popüler yerlerden olan, tepeden en çok fotoğraflanan Kelebekler Vadisiydi.

Kelebekler Vadisi, Fethiye, Ekim 2018

Kelebekler Vadisi, tekne turlarının uğrak yeri olan, içinde çeşit çeşit bolca kelebek barındıran, doğanın oldukça korunduğu vadi. Genelde seyahat sitelerinde, yukarıdan çekilen fotoğraflarda bembeyaz kumsalı ve masmavi sularıyla dikkat çekse de, esas öne çıktığı nokta kelebek çeşitliliği. Sanırım mevsime bağlıydı ama biz bir tane bile kelebek göremedik. 🙂

Yaklaşık 1 saat mola verilen vadide, iç kısma doğru yürümek için kaymayan, suda da giyilebilen güzel tabanlı bir ayakkabıya ihtiyacınız var.

En son kısımda şelale varmış. Biz de bir heves şelale yoluna girdik ancak ıslak ve kaygan taşlar olduğu için sadece belli bir kısma kadar ilerleyebildik. Çünkü ayakkabılarımız pek uygun değildi.

Sonrasında kalan vaktimizi sahilde denize girerek geçirdik. Denizin suyu çok berraktı ve bence mutlaka yüzülmesi gereken bir yer.

Tekne turunun ikinci durağı ise Mavi Mağaraydı. İzlediğim Fethiye vloglarında, bu durağın pek çok turda yer almadığını söylüyorlardı. Yaklaşık 5 dk. da ayarladığımız tekne turunda yer alması şansımız. 🙂

Mavi Mağara, Fethiye, Ekim 2018

Sonrasında her tekne turunda olduğu gibi öğle yemeği arası vardı. Menümüzde, alabalık ızgara, salata ve bulgur pilavı vardı.

Fethiye, Ekim 2018

Yemek molası sonrası, Soğuk Su Koyu’na gittik. Yine bol bol yüzdük. Arada yağmur çiseledi. Pek güzeldi. Sonraki durak ise, St. Nicholas Adası oldu.

Fethiye, Ekim 2018

St. Nicholas Adası, (Gemiler Koyu)  Noel Baba olarak bilinen St. Nicholas’ın yaşadığı adaymış. Tarihi kalıntıları ada boyunca görmek mümkün. Giriş 10 TL’di. Yaklaşık yarım saatlik vaktimiz vardı ve gişedeki görevli, ayakkabılarla gezmek daha kolay olur deniz ayakkabılarıyla zorlanırsınız deyince, kendimizi suda bulduk. 🙂

Kesinlikle şnorkel yapılması gereken bir yer. Bol kayalık bir su altı yapısı olması daha çok balıkla buluşmamızı sağladı. Denizin altı tamamen balık sürüleriyle kaplıydı. Videosunu Instagram Tv’de paylaşacağım. 🙂

Fethiye, Ekim 2018

 

Fethiye, Ekim 2018

Yaklaşık 45 dakika süren bu yüzme keyfi hiç bitmesin istedim. Fethiye’de su altı bu kadar keyifliyse, Kaş nasıldır acaba diye merak edip durdum. (İnanılmazdı 🙂 )  Gemiler Koyu, şnorkelle yüzmeyi sevenler için harika bir alternatif. Mutlaka uğrayın derim.

Tekne turu bittiğinde Ölüdeniz’de yaptığımız akşamüstü keyfimizi Galeto Bianco’dan aldığımız harika dondurmayla taçlandırdık. Topu 6 TL’di.

Galeto Bianco, Ölüdeniz, Ekim 2018

Akşam yemeğini, paraşüt pilotumuzun tavsiyesi üzerine Fethiye’nin merkezinde, sahil kısmında yer alan Hilmi Restoran’da yedik.

Ulaşım için, otelin önünden geçen ve son durağı Fethiye’nin kordon kısmı olan dolmuşları kullandık. Dolmuş fiyatları kişi başı 4,25 TL. Yol ise yaklaşık 20-25 dk kadar sürüyor. Son dolmuş ise gece 12’de.

Hilmi Restoran, Fethiye, Ekim 2018

Sakin, huzurlu ve hatta biraz da romantik bir ortam istiyorsanız, turistlerden daha çok Fethiye’nin yerli halkının tercih ettiği bu restoran tam size göre. Hatta biraz erken saatte gidip Fethiye’nin güzel sahilinde yürüyüş de yapabilirsiniz.

Balık restoranları arasında en çok sevdiklerim, bol çeşitli mezeleri olanlar. Hilmi Restoran’da da pek çok farklı meze seçeneği vardı. Biz çıntar mantarı, (Bölge halkı arasında menne mantarı olarak biliniyormuş.) avokadolu Ege otları, gelincik mezesi, patlıcan ezme, kavun ve Ezine peyniri sipariş ettik. Daha sonrasında da, deniz mahsullü bir mantı söyledik.

  • Çıntar Mantarı, sıcak olarak servis edilen, evlerde yaptığımız mantar soteye benzer, bana göre rakı yanına pek uymayan bir lezzet. Yöresel olan bu mantarı ilk defa denedim ve çok yoğun bir tadı olduğunu söylemeliyim. Benim zevkime pek uymadı.
  • Avokadolu Ege Otları, İzmirli olduğum için bana hitap etti. Özlediğim Ege lezzetiydi.
  • Gelincik Ezmesi, evlerde de pek yaygın olarak yaptığımız, kabak rendesi ve yoğurtla yapılan, içerisine de ceviz katılan meze. Çok başarılıydı.
  • Patlıcan Ezme, peynir ve kavun harikaydı.
  • Deniz Mahsullü Bohça, gerçekten çok lezzetliydi. Zaten deniz mahsüllerine karşı bir zaafım var, hele bir de böyle çıtır mantıların içerisinde yer alıyorsa.

Denize sıfır, harika bir yemek yedik. Mekana ayrı bir hava katan, su kabaklarından yapılma lambaların denizin içindeki ağaç dallarını da süslemesi ayrı bir renk katmıştı.

Hilmi Restoran, Fethiye, Ekim 2018

Bu güzel yemek için yaklaşık 300 TL civarı hesap ödemiştik. Önerir miyim? Evet! Ölüdeniz bölgesindeki turist karmaşasından uzak, denize sıfır bir yemekten güzel ne olabilir ki?

Yemekten sonra kordon kısmında gece yürüyüşü yapıp son dolmuşla otele döndük. Daha önce de bahsettiğim gibi dolmuş ulaşım için iyi bir seçenek. 

3.GÜN:

Fethiye taraflarında en merak ettiğin yer neresi diye sorsanız kesinlikle Kayaköy derim. Zaten bana göre yapılacaklar listesinin en başını yamaç paraşütü çekerken, ikincisi için de, Kayaköy ve Saklıkent yarışır. Saklıkent Kanyonu’na küçükken gittiğim için Kayaköy merakımı daha çok uyandırıyordu. 

Kayaköy, Fethiye, Ekim 2018

Kayaköy, eski Rum yerleşimiymiş. Mübadele zamanında köylüler Yunanistan’a göç etmiş. Buraya da Batı Trakya’dan göçmenler yerleştirilmiş ve eski evler koruma altına alınmış.  En sıcak havalarda bile bu bölgede ferahlatıcı bir serinlik olurmuş ve hiç sivrisinek de görülmezmiş.

Bu güzel yapıları gezmeden önce, köy meydanındaki kahveye yolunuzu düşürün. Orada güzel bir kahve için. Sessizliğin içinde horozları, kuşları dinleyin. 

 

Kayaköy, Fethiye, Ekim 2018
Kayaköy, Fethiye, Ekim 2018

Kahve keyfimiz bitince bir güzel Kayaköy’ü gezdik. Nedense bende yalnızlık duygusu uyandırdı. Koskoca bir yerleşim. Pek çok yaşanmışlık. Ama şu an bomboş. Çok farklı bir deneyim sunduğunu söylemeliyim.

2 kişilik kahve ve soda keyfine (harika lokumlar ve su da dahil) 25 TL ödedik.

Kayaköy, Fethiye, Ekim 2018
Kayaköy, Fethiye, Ekim 2018
Kayaköy, Fethiye, Ekim 2018
Kayaköy, Fethiye, Ekim 2018

Kayaköy’ü tam anlamıyla, layığıyla köşe bucak gezmek için en azından 2-3 saatinizi ayırmanız gerekiyor. (Harika fotoğraflar için bol bol mola vereceğiniz de kesin.) Bu arada giriş için 7 TL ödemiştik.


Kayaköy, Fethiye, Ekim 2018

Kayaköy’ü turladıktan sonra acıkırsanız, aşağıdaki köyde gözleme yiyebilirsiniz ya da kendin pişir kendin ye tarzında daha kallavi yemeklerde tercih edebilirsiniz.

Biz Kayaköy’ü gezdikten sonra Saklıkent Kanyonu’na geçtik. Daha önce bahsettiğim gibi kanyonu ikimiz de çocukken gezmiştik ama yine de görmek istedik.

Saklıkent Kanyonu, fay çatlakları ve suyun araziyi aşındırmasıyla oluşan bir kanyon. Kanyonu oluşturan su ise, Eşen Çayı’nın bir kolu olan Karaçay.

Kanyonun uzunluğu ise yaklaşık 18 km kadarmış. Biz tabii ki çok az bir kısmını görebildik. Çünkü şansımıza dolu bile yağdı. 🙂

Saklıkent’e ilkokul çağlarımda gitmiştik. Fethiye’de yapılan klasik bir tatil köyü konseptli yaz tatili ve yol üstünde uğranacak yerler arasında Saklıkent. Tek hatırladığım ise babamla el ele yürümeye çalıştığım suda çenemin titremeye başlaması. Hem de yazın göbeğinde! Bu sefer yaşlar 30’u aştığı için farklı bir özgüvenle, “Sonuna kadar gideriz. Ne kadar soğuk olabilir ki?” gazını alıp yola çıktık. Deniz ayakkabılarımızı falan da yanımıza aldık. Her şey hazırdı. Tek hesaba katmadığımız ekim ayında havanın fazla yağışlı olabileceğiydi. 🙂 (Sonuçta bir gün önce tekne turunda güneşten domates gibi yanmıştık.)

Saklıkent’e gelirken, yanınızda deniz ayakkabılarınızı mutlaka getirin. Terlikleriniz akıntıya kapılıp cup cup yüzmeyi seçebileceğinden en rahatı deniz ayakkabıları. Eğer yanınızda yoksa da üzülmeyin. Girişte 5-10 TL ye temin edebilirsiniz.

Saklıkent Kanyonu, Fethiye, Ekim 2018

Kanyona ilk girerken buz gibi suların içinden bol atraksiyonlu bir şekilde havalı bir giriş yaptık. (En son yerlerde yuvarlanıyordu. 🙂 ) (Bu arada nedense çantam çok önemli gibi yanıma almışım. Bulandığı çamurun lekesi hala çıkmıyor. :-/ )

İplere tutunarak sanki dünyanın en zor görevini başarıyor gibi bağır çağır diz kadar suda aşağıya indim. 🙂 Sonrası paha biçilemez!


Saklıkent Kanyonu, Fethiye, Ekim 2018

Saklıkent Kanyonu, Fethiye, Ekim 2018

Şansımıza o kadar çok yağmur yağdı ki, suların yüksekliğinden sona kadar gidemedik. Hatta sanırım yarıya kadar bile gidemedik. :-/ (Taşlar çok kayganlaşmıştı ve bizim ayakkaplar da hiç iş yapmadı sağ olsun.) Geriye dönerken bir kaos hakimdi. Meğer sular yükseldi diye kanyona girişleri yasaklamışlar. Girişte bir izdiham vardı ki sormayın. O arada Gürhan küt diye taşa kafa atınca, kendimizi pansuman yaptırırken bulduk. :-/ Şans eseri, 2 çizikle atlattık ama o gün başında koca bir gazlı bezle gezdi. 🙂

Saklıkent dönüşü son akşam yemeğimiz için Fethiye merkezdeki meşhur Balık Pazarı’na gittik.

Balık Pazarı’nın usulü şöyle ki, orta kısımda gerçekten balık pazarı var. İstediğiniz deniz ürününü ve balığınızı oradan taze taze seçiyorsunuz, oturmayı düşündüğünüz restoranın adını veriyorsunuz ve ayıklanmış, yıkanmış halde onlar yolluyor ve restoranlar pişiriyor siz de afiyetle yiyorsunuz.


Balık Pazarı, Fethiye, Ekim 2018

Biz sokarca balığını seçtik. (Sokkan balığı olarak da bilinirmiş.) Kendisi fotoğrafta ortada gözüken balık. Yöresel olarak bilinirliği fazla olduğundan denemek istedik. Yarım kilo kadar kalamar aldık. 2 tane de jumbo karidese toplam 75 TL ödedik. Balıkları Ölüdeniz Balıkçılık’tan aldık. Restoran olarak da Recep’in Yeri’ne gittik. (Recep Place yazıyor sanırım. Bence Recep’in yeri çok daha sempatik.)


Recep’in Yeri, Fethiye, Ekim 2018

Balık ve kalamarı abarttığımız için az şey söyledik demek isterdim ama yine az şey söylememişiz. 🙂 Fotoğrafta gördüklerinize ek bir de salatamız vardı. Lezzetler gayet güzeldi. Hizmet ve ortam da çok güzel. Sokaklarda masalar, bütün restoranlar bir meydanın etrafını doldurmuş, herkes yiyip içiyor, şarkılar, türküler… Çok keyifli bir yerdi.



Recep’in Yeri, Fethiye, Ekim 2018

Kalamarın tazeliğinden midir, pişirenin maharetinden midir bilemiyorum ama gerçekten de yediğim en lezzetli kalamardı. Çıtır ama içi yumuşacık! İşin güzel tarafı ise, kendiniz aldığınız için bol bol yiyebiliyorsunuz. Bir porsiyonda 6 halka yok yani. 🙂


Recep’in Yeri, Fethiye, Ekim 2018

Sokkan balığı ise, her lokmada size deniz kokusunu getiriyor. Harikaydı! Övdükleri kadar varmış. Mutlaka yemeli!


Recep’in Yeri, Fethiye, Ekim 2018

Finali de helvayla yapıp geceyi tamamladık. Sonrasında barlar sokağının oralara bi göz atalım dedik ama o kadar kalabalıktı ki, sokakta yürüyemedik. 🙂


Fethiye, Ekim 2018

Biz de şansımıza küsüp otele döndük.

Ekimde, turistik yerlerin tadı çok daha güzel çıkıyor bunu öğrendik. El ayak çekilmiş ama tam da değil. Aslında tam güneye inmelik zamanlarmış. Ama mutlaka yanınızda ceket, pantolon, ayakkabı, uzun kollu şeyler götürün. Fethiye için biz her akşam ihtiyaç duyduk. (Kaş’ta gece de sandalet ve askılılarla gezdik 🙂 )

Bir sonraki yazımda görüşmek dileğiyle… Hoşça kalın…

Şehir değiştirmesiyle birlikte mesleğine ara verip, farklı yerleri keşfetmeye daha fazla vakit ayıran, İstanbul'da bir İzmirli. :)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir