• HAFTANIN MEKANI

    KASAP OSMAN

    Herkese merhabalar… Bu haftanın mekanı, Sirkeci’nin meşhur tarihi lokantalar sokağındaki Kasap Osman. Eminönü-Sirkeci hattı bana kalırsa İstanbul’un en iyi lezzet köşelerinden. Bir diğer kısımsa, şüphesiz Fatih’in Sur çevresi. Bir de Yusufpaşa tramvay istasyonu bölgesi var ki,daha henüz keşfe çıkmadım. O bölge genelde Suriye,Uygur,Irak restoranlarıyla öne çıkıyor. Gidenler, deneyenler epey memnun ayrılıyor. Bu sokak baştan sona bir başka! Kasap Osman’da otururken, karşıda Hocapaşa Pidecisi’ni gözüme kestirdim. 🙂 Her köşe beni çağırıyor sanki! (Sonra Pelin niye sağlıklı beslenemiyor? 🙂 ) Yine dağıldım bak. Konumuza dönecek olursak, Kasap Osman, döneriyle meşhur. Öyle öyle değil hatta iddialı. Közde döner yapıyorlar. Dönerin yanı sıra ızgara çeşitlerinin de hemen hemen hepsi mevcut. Ben bir yerin nesi…

  • İSTANBUL'UN KAÇIŞ NOKTALARI

    WEST İSTANBUL MARİNA

    Herkese merhabalar. İstanbul’un kaçış noktalarında bu sefer bir Ege kasabasını hatırlatan West İstanbul Marina’ya misafiriz. Geçtiğimiz yaz yeni yeni açılan marina, bu sene tam randımanlı olarak açılmış. Hatta fazla fazla açılmış, içine bir de plaj katmış. 🙂 Marina bölgesi, onlarca restoran, kafe ve barı içerisinde barındırıyor. İzmir Kordon tadında, sıra sıra restoranların olduğu bir kısım var, bir de Alaçatı’ya benzer, ufak bir sahil kasabasını andıran, plajın da içinde yer aldığı, Kumsal İstanbul kısmı var. Kumsal İstanbul kısmındaki kafe ve restoranların bir kısmı denize sıfır. Daha önce #tbt Kafe, Big Chefs ve Mask Beach’te oturmuştum. ( Ayhan Sicimoğlu’yla Latin Esintiler konserine 8 aylık göbeğimle gitmiştim. 🙂 ) Hepsinden de memnun kaldım…

  • HAFTANIN MEKANI

    TEŞVİKİYE CAFE

    Herkese merhabalar. Bu haftanın mekanı, koronadan evde kaldığımız günlerde çok çok özlediğim Nişantaşı’ndan gelsin! Nişantaşı denilince aklıma nedense hep The House Cafe’ler geliyor. Tatlı ve kahve için “corner” diye geçen caminin köşesindeki, güzel bir öğle yemeği ya da kahvaltı içinse, sokak arasındaki büyük bahçeli olanı tek geçiyorum. Bu sefer, köşedekinin yanında kalan ufak kafede kahvelerimizi yudumlayalım dedik. Koronada eve kapandıktan baya bir süre sonra kendimizi ilk attığımız kalabalık muhit Nişantaşı olmuştu. Hala çekinir haldeyiz elbette ama önlemlerimizi alıp, biraz daha rahat davranabiliyoruz. Temmuz ayında buraya gitmek, kek yiyerek kahve içmek falan, baya bir zorlayıcıydı. 🙂 Neyse konuma dönüyorum. İlk defa gittiğim Teşvikiye Cafe’de , havuçlu keke bayıldım. Ben zaten hastasıyım.…