Notice: Undefined index: _wp_page_template in /home/pelining/public_html/wp-content/themes/ashe/header.php on line 43
  • ÇOCUKLA SEYAHAT

    OTO KOLTUĞU SEÇİMİ

    Herkese merhabalar. Madem artık çoluğa çocuğa karıştık, çocuklu seyahatle ilgili olan deneyimlerimden de faydalı olabilecek bir kaç yazı paylaşmak istedim. İlk yazım da, seyahatin olmazsa olmazı oto koltukları hakkında olsun dedim. Çocuk konusu biraz hassas bir konu olduğundan, söylediklerim olmazsa olmaz değildir. Sadece kendi kullandığım ürünlerden ve deneyimlerimden bahsedeceğim. Sonuçta işin uzmanı değilim. Baştan bu konuda netleşelim. 🙂 Önce ilk 6 aydan bahsedelim. Bebek arabası alırken, “travel system” adıyla satılanları belki duymuşsunuzdur. ( Bebek arabası için de ayrı bir yazı yazacağım) Bunlar ana kucağını da içerisinde barındıran paketler. Belirli bir aya kadar ana kucakları hem bebek arabası, hem de oto koltuk olarak kullanılabildiğinden bu sistemler hayat kurtarıcı olabiliyor. (Mesela bebek,…

  • HAFTANIN MEKANI

    READ&REST BOOKSTORE-CAFE

    Herkese merhabalar. Bu haftanın mekanı Göktürk’ten! Bir kaç kez gittiğim ama gezmeye pek fırsat bulamadığım Göktürk’te, en sonunda bu hafta bir kahvelik vakit geçirebildim. O da çok minnoş bir kafede. 🙂 Bu kafeyi benim için kat be kat keyifli hale getiren bir kaç husus var ki hemencecik sıralamak isterim; Aynı zamanda kitabevi olarak hizmet vermesi. 😍 Aklınıza hemen klasik kitabevleri gelmesin. Burası sanki evinizde, kütüphanenizin önünde kahve keyfi yapıyormuşsunuz gibi sıcak bir ortam vadediyor. Pati dostu olması. ❤ (Pati sahipleri eminim şu an bu madde için parti yapıyordur. 🙂 ) Filtre kahveleri taze taze demlemeleri! Kapı önüne attıkları cici masaları. 🙂 Özellikle pandemi zamanında benim gibi kapalı mekanlara girmek istemeyenlerdenseniz,…

  • HAFTANIN MEKANI

    KASAP OSMAN

    Herkese merhabalar… Bu haftanın mekanı, Sirkeci’nin meşhur tarihi lokantalar sokağındaki Kasap Osman. Eminönü-Sirkeci hattı bana kalırsa İstanbul’un en iyi lezzet köşelerinden. Bir diğer kısımsa, şüphesiz Fatih’in Sur çevresi. Bir de Yusufpaşa tramvay istasyonu bölgesi var ki,daha henüz keşfe çıkmadım. O bölge genelde Suriye,Uygur,Irak restoranlarıyla öne çıkıyor. Gidenler, deneyenler epey memnun ayrılıyor. Bu sokak baştan sona bir başka! Kasap Osman’da otururken, karşıda Hocapaşa Pidecisi’ni gözüme kestirdim. 🙂 Her köşe beni çağırıyor sanki! (Sonra Pelin niye sağlıklı beslenemiyor? 🙂 ) Yine dağıldım bak. Konumuza dönecek olursak, Kasap Osman, döneriyle meşhur. Öyle öyle değil hatta iddialı. Közde döner yapıyorlar. Dönerin yanı sıra ızgara çeşitlerinin de hemen hemen hepsi mevcut. Ben bir yerin nesi…

  • İSTANBUL'UN KAÇIŞ NOKTALARI

    WEST İSTANBUL MARİNA

    Herkese merhabalar. İstanbul’un kaçış noktalarında bu sefer bir Ege kasabasını hatırlatan West İstanbul Marina’ya misafiriz. Geçtiğimiz yaz yeni yeni açılan marina, bu sene tam randımanlı olarak açılmış. Hatta fazla fazla açılmış, içine bir de plaj katmış. 🙂 Marina bölgesi, onlarca restoran, kafe ve barı içerisinde barındırıyor. İzmir Kordon tadında, sıra sıra restoranların olduğu bir kısım var, bir de Alaçatı’ya benzer, ufak bir sahil kasabasını andıran, plajın da içinde yer aldığı, Kumsal İstanbul kısmı var. Kumsal İstanbul kısmındaki kafe ve restoranların bir kısmı denize sıfır. Daha önce #tbt Kafe, Big Chefs ve Mask Beach’te oturmuştum. ( Ayhan Sicimoğlu’yla Latin Esintiler konserine 8 aylık göbeğimle gitmiştim. 🙂 ) Hepsinden de memnun kaldım…

  • HAFTANIN MEKANI

    TEŞVİKİYE CAFE

    Herkese merhabalar. Bu haftanın mekanı, koronadan evde kaldığımız günlerde çok çok özlediğim Nişantaşı’ndan gelsin! Nişantaşı denilince aklıma nedense hep The House Cafe’ler geliyor. Tatlı ve kahve için “corner” diye geçen caminin köşesindeki, güzel bir öğle yemeği ya da kahvaltı içinse, sokak arasındaki büyük bahçeli olanı tek geçiyorum. Bu sefer, köşedekinin yanında kalan ufak kafede kahvelerimizi yudumlayalım dedik. Koronada eve kapandıktan baya bir süre sonra kendimizi ilk attığımız kalabalık muhit Nişantaşı olmuştu. Hala çekinir haldeyiz elbette ama önlemlerimizi alıp, biraz daha rahat davranabiliyoruz. Temmuz ayında buraya gitmek, kek yiyerek kahve içmek falan, baya bir zorlayıcıydı. 🙂 Neyse konuma dönüyorum. İlk defa gittiğim Teşvikiye Cafe’de , havuçlu keke bayıldım. Ben zaten hastasıyım.…

  • İSTANBUL'UN KAÇIŞ NOKTALARI

    BÜYÜKÇEKMECE SAHİL

    Herkese merhabalar… Yaz sıcağında hepimizin en öncelikli isteklerinden biri pek tabii ki de deniz keyfi yapmak. İzmir gibi Ege’nin göbeğinde yer alan bir şehir için alternatifler çok fazlayken, İstanbul’da durumlar pek böyle değil. Deniz keyfi yapılabilecek yerler arasında en popüler noktaları sayacak olursak, en başı Şile ve Kilyos çekerken, sonrasında Adalar ve Büyükçekmece geliyor diyebiliriz. Bir bahar zamanıydı ki, ev bakmak için Büyükçekmece sularına gitmiştik. Yolumuz neden o kadar uzağa düştü diye sorarsanız, İzmirli olarak sahiline vurulmuştuk. Fatih Mahallesi, hem çok canlı, hem de harika bir sahil şeridine sahipti ve bizim için biçilmiş kaftandı. Sahilde köpeğimizle uzun yürüyüşler yapabileceğimiz, açılır kapanır sandalyelerimizi atıp keyifle kitap okuyup, tekrardan yürüyerek evimize döneceğimiz…

  • HAFTANIN MEKANI

    MONDES RESTAURANT

    Herkese merhabalar… Bu haftanın mekanı taa pandemiden önce gittiğimiz (tam hatırlamıyorum ama kasım ayı olması lazım) duvar resimlerine özellikle hayran kaldığım Mondes Restaurant. Akbatı AVM’ye gidenler, restoranlar sokağını da çok iyi bilirler. Çevresinde pek çok restoran ve kafe vardır. Hatta Koza Mahallesi diye geçen bölgeye doğru uzanırsanız meyhanelerden barlara pek çok farklı alternatif sizi karşılar. Biz de bu çevredeki pek çok yeri denemiştik. (Tabi o zamanlar blogta haftanın mekanı yoktu ve ben fotoğraf bile çekmemişim.) Mondes Restaurant’ta, yeni açılan şık mı şık yerlerden biri. Biz kahvaltı için tercih etmiştik. Deniz daha 2-3 aylıktı ve kahvaltı en rahat ettiğimiz zaman dilimiydi çünkü deliksiz uyuyordu. 🙂 Biz de neredeyse haftada bir kahvaltıya…

  • İSTANBUL'UN KAÇIŞ NOKTALARI

    BAHÇEŞEHİR GÖLET

    Herkese merhabalar… Pandemiden dolayı İstanbul’dan çıkamayanlardan mısınız? O zaman İstanbul’un sakin, huzurlu ve şehrin gürültüsünden kaosundan uzak noktalarını beraberce keşfetmeye devam edelim. Daha öncesinde size Belgrad Ormanı ve Atatürk Arboretumu‘ndan bahsetmiştim. Şimdi de daha çok su kenarı yerleri sevenler için Bahçeşehir Gölet’i anlatayım. Bahçeşehir’e taşınalı 3 sene kadar olacak ve hala vazgeçemediğim, her günümü geçirebileceğim bir yer varsa o da burası. Yeşilin her bir tonunu görebileceğiniz, baharda rengarenk laleleri görürken, sonbaharda da kızıl yapraklar arasında yürüyeceğiniz, bana göre harika bir yer. 2 adet büyük gölet yapılmış. Birisi çok daha ihtişamlı ve etrafında restoranlar var. Gölet yazısını takip edip, İspark otoparkına aracınızı koyduğunuzda giriş yaptığınız kısım. (Orada yer alan restoranlardan biri…

  • HAFTANIN MEKANI

    SİPARİ RESTAURANT

    Herkese merhabalar… Bu haftanın mekanı, taaa geçen seneden, hamilelik zamanlarımdan. 🙂 Geçen akşam telefonumdan fotoğraflarımı temizliyordum ki, (çocuk uyuturken yeni hobilerim var mesela fotoğraf silmek, blog yazmak, vlog izlemek vs. 🙂 ) Tam fotoğrafları düzenlerken bir de baktım ki yazmayı atladığım yerler var. Hem de taa hamilelik dönemimden kalma. Sipari Restoran’ın yeri bende biraz ayrı. Doğumu İzmir’de ailelerimizin yanında yapmak istediğimden yaklaşık 2 ay kala evimden göçüp memleketime gittim. Eşimle baş başa çıktığımız son akşam yemeği de Sipari Restaurant’taydı. Doğum gününü kutlamıştık ve pek de keyif aldık. İzmirli olan takipçilerime selam olsun! En sevdiğim noktalardan biri olan marina bölgesindeki harika balık restoranı Sipari. Tamamen Ege’yi yansıtan detayları, manzarası, hizmeti, huzur…

  • İSTANBUL'UN KAÇIŞ NOKTALARI

    BELGRAD ORMANI

    Herkese tekrar merhabalar. İstanbul’da sıkılanlardan mısınız? Biz de öyleyiz. Malum pandemiden dolayı çok da rahat gezdiğimiz söylenemez. Uzaklaşmak zaten pek mümkün değil. Biz de fırsattan istifade İstanbul’un çok da gezmediğimiz köşelerini gezelim dedik. Bunlardan biri de utanarak söylüyorum ki Belgrad Ormanı! 🙂 5 senedir en az 10 kez gitmeye çalıştığımız, navigasyonun azizliğine uğrayarak 2 defasında da bulamayıp bambaşka yerlere gittiğimiz Belgrad Ormanı’na en sonunda hafta içi bir gün gitme fırsatı bulduk. Atatürk Arboretumu‘na tam da bir sonbahar zamanı giden biz, bu sefer yeşilin her tonuna doyduk. Öncesinde çok araştırma yapmadan gittiğimizden, Atatürk Arboretumu gibi yiyecek içeceğin yasak olduğunu düşünüyorduk. O yüzden de yanımıza sadece bebek maması alarak gittik. 🤦‍♀️ Meğer…